Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Acıya İlaç Olarak Ezoterik Felsefe

Acıya İlaç Olarak Ezoterik Felsefe

ezgi-uzgelAktiffelsefe’de verilen felsefe ve psikoloji seminerlerde en çok sevilen konulardan biri doğu felsefesi bölümünde acının ne olduğu ve nasıl aşılabileceği konusu.

Çünkü insan doğası gereği acı çeker. Acı bilincin taşıtıdır der filozof. Bu ne anlama gelir? Acı insanı kendisiyle yüzleştirir ve tekrar yasaya ( evrensel yasalara) uyumlu davranmasını sağlar.

Ezoterik yani içrek ve nedensel felsefe çalışmak acıyı yok eder mi? Bunun cevabı: Anlık olarak; hayır. Zamanla, sindirdikçe; evet.

Çünkü “insan neden acı çeker?” diye sorar doğu felsefesi. Geçici olan şeylere tutunduğu için. Peki, geçici olan şeylere tutunmayı nasıl bırakacağım? Tamamen bırakana kadar neler yapmam gerekiyor?

Öncelikle doğanın yasalarını anlamak için, hayatın bize her bir yasayı başımızı duvarlara vura vura öğretmesine izin vermeyelim. Acıyı kabul edelim ve nedenselliğine bakalım; hangi yasayı anlamıyorum? Belki meşhur Karma yasasını, yani ne ekersen onu biçersin yasasını anlamadım. Yada çekim yasası olarak bilinen sempati yasasını. Yaşadığın, karşılaştığın her şeyin senin bir aynan olduğunu…

Peki, bu yasaları bildiğimde acı diner mi? Hayır zihinsel olarak bildiğinde dinmez. Her karşılaşmanda yasayı görmen ve farketmen gerekir. Bir değirmende öğütür gibi hayatın sana acı olarak verdiği veriyi ve durumu öğütmen ve hayatın sana verdiği mesajı sindirmen ve kendini dönüştürmen gerekir.

Bu hayatı sadece bir değişim değil bir dönüşüm süreci olarak değerlendirmen gerekir. Zümrüdü Anka gibi küllerinden her seferinde yeniden doğman gerekir ama yeni bir ben olarak.

Bunu da çoğu zaman yanlış anlıyoruz. Sanki hayat beni yere çarpıyor sonra biraz zaman geçince tekrar ayağa kalkıyorum gibi. Boks ringinde aldığı yumrukla yere düşen ve sonra kendini toparladığında ayağa kalkan boksör gibi. Hayır, bunu kastettiğini sanmıyorum hayatın. Daha çok boks ringinde yumruğu yiyen, sonra yattığı yerde o yumruğun acısını en derininde hissetmekten korkmayan, neden o yumruğu yediğini anlayan (çünkü bende daha önce yumruk attım, karşı tarafın duygularını incittim, ona haksızlık ettim vb.) ve bunu anladıktan sonra yeni bir kararla küllerinden yeniden doğarcasına ayağa kalkan bir boksör gibi daha çok. Yerde yatarken alınan şeyin bir karar olması gerek bir aklama değil. Aklama söyle olurdu: O karşıdaki her gördüğüne yumruk atan korkunç biri, her şeyin en kötüsünü hak eden biri… Karar ise daha çok şöyle bir şey olabilir: Ben neden yumruk yediğimi anladım. Karşımdaki kişinin tavrı onun yaşam karşısındaki durumunu sergiler zaten bende benzerlerini defalarca yapmıştım ki böyle bir olay başıma geldi. Benim tavrım ise benim kim olduğum. Onu affedebilirim, hatta teşekkür edebilirim çünkü bana yeni bir farkındalık kazandırdı. Ama ben daha önce yaptığım gibi yumruk atan olmayacağım, ben incitmeyeceğim. Ben sevginin dilini kullanmaktan vazgeçmeyeceğim.

Bu durumda baştaki soruya dönersek geçici olan şeylere tutunmayı nasıl bırakacağım: Neyin geçici ve neyin kalıcı olduğunu kavrayacağım.

Geçici olandan tamamen arınana kadar ne yapacağım: Sevginin ve hakikatin dilini ve yolunu seçerek ve adımlarımı bu doğrultuda atarak. Düştüğümde haklı olmayı değil hakikatin ne olduğunu kavramaya çalışarak ve bu hakikate doğru sevgiyle yürüyerek.

Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez diyor Sokrates. Bana felsefenin acıya dair öğrettiği en önemli dersler:

• Acı hissetmekten korkma acı geçer: Bu histen kaçmamak onu farketmek sonuna kadar hissedip çıkışa geçmek gerekiyor. Zaman yardım eder ama sadece zaman değil buradaki faktör. Zaman içinde yaşanan farkındalıklar, alınan yeni kararlar ve yapılan yeni seçimler.

• Acıyı kalıcı olarak yok etmek için kendi tutumunu değiştirmelisin. Bazen bu en derinde, zihnimizde çözmemiz gereken bir şey olabilir. Para sıkıntısı çekiyorsak, paramızın olmayacağını düşüncesi. Aşk acısı çekiyorsak, aşkın acı vereceği düşüncesi gibi olumsuz kalıplarımız varsa eğer bunları keşfedip yerine yeni kalıplar ve yeni bir tutum belirlememiz gerek.

• Acıda kalmak gerekmez: Başta söylediğimiz gibi hissi inkâr etmez yaşarsak ve neden olduğunu anlarsakbile çözülme başlıyor bir anlamda. Bunu bir hastalığın teşhisini koymak gibi düşünebilirsiniz. Teşhis konulduğu an tedavi başlar…

Kybalion yasalarında söylediği gibi “evren zihinseldir.” Zihnimizi nasıl yöneteceğimizi öğrenmemiz gerekiyor ama kalbi unutmadan.

Felsefe ve psikoloji seminerlerinden benim çıkardığım küçük dersler bunlar ama sen gelsen kendine göre hangi çıkarımları yapardın, hangi farkındalıkları yaşardın acaba? Sonuçta hepimiz kendi ihtiyacımız olanı alıyoruz.

Kendini, ihtiyaçlarını, amaçlarını tarihe damgasını vurmuş filozoflardan güzel bir ortamda keşfetmek istersen seni Aktiffelsefe’nin Eskişehir’de ve tüm şehirlerde aynı gün ve aynı anda gerçekleşecek olan Felsefe ve Psikoloji seminerlerine davet etmek isterim.

Yeni bir maceraya, kendi acının keşfine, mutluluğun doğasına, kendi hayatının anlamını ve amacını keşfetmeye davetlisin.

En yakın seminer tarihi için tıklayınız.

By | 2017-04-20T22:59:14+00:00 Mart 16th, 2017|Categories: Ezgi Uzgel|0 Comments