Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Arzunun İşleyişi

Arzunun İşleyişi

Duyulanma, duyu iletişiminden ortaya çıkar ve fenomenal dünya ile ilişkimizde temel oluşturur. Dış dünyaya verilen tepkinin bir örneğidir ve kendi kusursuz düzeninde bilgilenme, mutlu olma ve büyüme gibi değerleri vardır. Bir duyulanma (örneğin tipik sayılabilecek cinsel duyulanma) başladığında önce ihtiyaca dönüşür, ondan sonra da rastgele fikirlerimizi oluşturmaya başlar ki sorun burada başlamaktadır.

Duyulanma haz veren cinstense, farkındalığın bir aracı olan manas ya da zihin, bu özel duyulanmaya eklenir. Arzular, bu eklenmenin aktive olup hayata geçmesiyle ortaya çıkar ve bu, deneyimin yeniden yaşanması arzusudur. Bu yineleme aslında mekaniktir, maddi dünyaya aittir ve ataletin bir şeklidir. Hafıza tekrarlayıcıdır. Arzular da tekrarlayıcıdır. Kendi siklusu içerisinde büyür, tatminle sona erer ve hemen tekrardan doğar.

Arzuların işleyişi zihin tarafından üretilir. Hayvanlarda bile arzular alt kademeli bir zihinden doğar. Kendini duyulanmalara kaptırmış zihin durumunda, zihin ve duyulanma beraberce arzuları doğururlar. Duyulanma zihinselleştirilmiştir. Bu şekilde zihin daha sonra duyulanmayı tanımlayabilir, onu düşüncenin kaynağı ve hafıza olarak tutar. Aynı şekilde akıl da duyumsallaştırılmıştır. Bu şekilde düşünce duyulanmanın sebep olduğu acı ya da zevklere göre renklendirilir. Zevk ya da acının oluşturduğu reak­siyonlar düşünceye girer ve onu koşullandırır. Eğer böyle olmasaydı duyulanma sadece anlık olurdu, sadece doğrudan etkileşim anında oluşur ve arzulara yol açmazdı. Arzular geçmişte yaşayan bir güçtür ve bir hayalet olarak şimdiki zamanda ortaya çıkarak, bu anı etkiler.

Zihin maddi yönüyle (ayrıca manevi kaynağa da bağlı şekilde) geçmişi şimdiye bağlar ve karşılaştırma ve gözlemle bir şeyi diğerine birleştirir. Bir hafızayı izler. Birleştirmelerden oluşan bir ağ örer. Zihnin duyulanmaya çarpışıyla ortaya çıkan bir güdü olan arzu, aklı istila eder. Bu şekilde kendisini ölümsüzleştirir ve yayılır. Kökeni geçmişte olan duyulanma şimdiki zamana uzanır. Orijinal titreşimleri (üstüne basılmamışsa) bir çan sesinin tonları gibi zihnin sürekliliğinde yankılanır. Zihin geçmiş duyulanmayı hatırlar ve arzularla ilgiliyse duyulanmadan haz duyarak onu sürdürmeye ve yoğunlaştırmaya çabalar. Zihnin yaptığı birleştirmeler sonucunda arzular, akli içeriklere karışır. Bu şekilde her bileşken lekelenerek arzuları tahrik eder.

Arzular, örneğin cinsel arzuysa, sinir sistemi üzerinde çalışır. Bütün duyulanma mevcut bedendeki sinirlerin heyecanlanmasıdır. Zihin bu heyecanı hatırladığında, yani onu hafızasında bir süre tuttuğunda, her bileşkeden arzular kendini gösterir, heyecan doruğa ulaşana kadar artar. Zihin bu heyecanlanmanın bir kölesi olur ve ondan ayrı hareket edemez. Ancak bir köle olarak aktiftir ve arzuları beslemek ve arttırmak amacıyla, her bir oyunuyla duyuları kamçılar.

Bu resmedilen durumu cinsel içerikli bir gösteride ya da bir revüde görebiliriz. Şovun yapımcısı zihni temsil eder. İzleyicinin zihninde oluşmuş her türlü cinsel arzuyu kışkırtacak bileşenlerle oynayarak eski bileşenlerden çağrışım yaparak yenilerini oluşturur. Her detay, arzu ve heyecan selini büyüten dere haline gelir ve bir karşılıklı hareket olarak sinirler ve arzular tarafından kışkırtılan saldırgan hareketler zinciri oluşur. Sinir sistemi heyecanlandıkça beden de onu takip eder ve bedensel haz da artar. Bedensel haz arttıkça da hazzı oluşturan bileşenler daha çok büyür ve hazzın devamı için tekrar ve tekrar harekete geçer.

Herhangi bir cinsel roman ya da cinsel içerikli her hangi bir üründe de bu bileşenlerle oynama “sanatı” aynı şekilde sergilenir. Böylece daha çok kişi bu yoğunlaştırılmış ve artan şehvet duygusunun etkisine girer. Bu duygu kişileri şehvet duygusunun tatmini için var olan ve onun tiranlığı altında, hiçbir gücün durduramayacağı robotlara dönüştürür. Bu durumda kişisel tatmin her türlü bencil olmayan içgüdüyü boğar, çünkü zihin artık bu duyulanmada kökleşmiştir. Şehvet kabalık ve sadizme dönüşür. En zayıf durumunda bile şehvet ve düşkünlük toplumla farklılık yaratır ve durumun tek güzel duygusu olan aşkı öldürür.

Arzuların kontrolü ve önlenmesi zihin aracılığıyla mümkündür. Bilge kişi “ben arzuluyorum” demeyen kişidir. Kendisini arzudan ayırabilir. Şimdilik “kendi” zihninin büyük ölçüde, anlaştığı panzehirdir. Kişisellikten uzak, kutsal ve saf aşkın varlığında kişi, masum bir çocuğun gözleriyle görebilir ve cinsellik duygusuyla etkilenmiş bir akıl gibi heyecan duymaz.

Modern dünyada aşk, sahiplenme ve zevkle ilişkilendirilmiştir. Ancak onun gerçek ilişkisi küçük ya da büyük boyutta herhangi bir arzunun olmama durumuyladır.

Kalp vermeye hazır halde aşkla dolduğu zaman, tutkuyla elde tutmayı ya da zevki düşünmediği zaman, içinde kökleşmiş kişisellik kalmadığı zaman, bütün şiddetli tutkular ölmek zorundadır. Aşk, cinsellik problem olduğunda ona bir düşünme yöntemi olduğunu öğrenmiştir.

Filozof-Yazar N.Sri RAM

Çeviri: Ece BOZOĞLU Kaynak: Human Interest

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 52-53

2017-06-19T22:27:30+00:00