Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Aşkta Farklılıklardan Korkma

Aşkta Farklılıklardan Korkma

ezgi-uzgelAşk herhalde insanı en çok meşgul eden konulardan biri şu hayatta. Neler yapmıyor ki insan doğru insanı bulacağını düşünerek. Bu konuda yazarsam çok okunacağını biliyorum ama asıl niyetim bu konuda hepimizi sevgiye taşıyacak bir şeyler paylaşmak.

İnsan kime âşık olabilirim diye düşündüğünde kendi yaşlarında, kendi sosyokültürel seviyesinde,  kendi gelir düzeyinde, kendi fiziğine benzer bir fizikte(çünkü herkesin güzellik anlayışı kendisidir) vb. şeyler düşünüyor genelde. Bir sır vereyim; kızlar liste bile yapıyor ne istediğine dair.  Ancak ruh eşi ile ilgili kitaplarda yazan şu ki ruh eşiniz sizden çok farklı özelliklerdeki bir kişi olabilir. Örneğin aranızda büyük bir yaş farkı olabilir, sizden çok büyük veya çok küçük olabilir, başka bir ırktan olabilir, başka bir eğitim seviyesinden olabilir, faklı bir gelir seviyesinden olabilir, başka bir kültürel anlayışa sahip olabilir gibi birçok madde sıralanıyor.

Geçen bir arkadaşımla konuşuyorduk dedim ki farklı bir ırktan mı olması seni korkutur, yoksa başka bir politik görüşünün olması mı? Türkiye gibi bir ülkede hangisi daha zordur sence diye. Bu kadar kaynayan bir ülkede farklı politik görüş daha korkutucu olabilir diye düşündük. Nerede kaldı hoşgörü.

Size bir zamanlar okuduğum ve beni çok etkileyen bir hikâyeyi özetleyeceğim. Belki herkese hitap etmeyebilir ama bana benzeyenleri sarsabilecek bir hikâye olduğunu düşünüyorum.

Hikâyemizdeki kadın spiritüel bir kadın, meditasyon yapıyor, yoga yapıyor, vejetaryen, hayvanları çok seviyor. Birlikte olduğu erkek ise ava çıkmayı seven, sert erkek tipli biri. Kadın bir süre adamla bir aşk yaşıyor ama sürekli olarak onun ava gidiyor olması kadını çok sarsıyor. Böyle vahşi biriyle olmamam gerekir diye düşünüyor ve adamdan ayrılıyor. Ancak ayrı kaldığı sürede adamı tekrar düşündüğünde aslında ne kadar hassas, ince ruhlu bir erkek olduğunu anlıyor. Hatta ava gittiği için eleştirdiği erkeğin spiritüel geçinen erkeklerden çok daha vicdanlı olduğunu gözlemliyor. Ve bir erkekte aradığı özelliklerin onda olduğunu anlayıp bu harika adamla tekrar bir araya geliyor.

Bu hikâye beni etkilemişti çünkü vejetaryenim aynı zamanda karşı cinse karşı önyargılı olmak konusunda tecrübelerim var. Bilinen kalıplar işte; “böyle konuşuyorsa kabadır”, “böyle davranıyorsa görgüsüzdür”, “böyle konuşuyorsa da snobdur” gibi. Bunlar hepsi korkular nedeniyle oluşturduğumuz kalıplar. Bu kalıpların bizi koruduğunu düşünüyoruz. Neden koruyorlar bizi? Kadınları incinmeden olabilir, erkekleri baş ağrısından olabilir. Peki, o kalıplarla mutlu muyuz?

Enerjetik olarak baktığımızda bir şeyleri yargılamak bir tıkaç oluşturuyor ve bizim için uygun olabilecek her türlü kişi, hayat veya iş fırsatı gibi fırsatların o yargıç süzgecinden geçip bize ulaşmasını engelliyor olabilir mi?

Bu hikâyenin özeti Mevlana’nın sözünde gizli sanırım:

‘Yapmanız gereken aşkı değil, içinizde aşka karşı inşa ettiğiniz tüm o engelleri arayıp bulmaktır.’

Kalıplarımızı kırdığımız, bizde sevgiden başka hiçbir şeyin kalmadığı günler dileğiyle…

2017-04-20T20:42:56+00:00