Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Bağlanma ve Özgürlük

Bağlanma ve Özgürlük

Belli fikirler (daha çok “zihinsel şekiller” olarak adlandırmamız gerek) çoğunluğun ilgisini çekerek az veya çok güçlü bir şekilde devirsel rüzgarlar gibi ortaya çıkar. Bunlardan birisi özgürlüktür. Her zaman olduğu gibi bu kelime, metin dışında kullanıldığında herhangi bir insani faaliyete uyarlanır ve “yaşam” anlamını bile taşır.

Genel olarak derin bir şekilde incelendiğinde özgürlüğün çok ilginç birtakım yararları olduğu anlaşılmaktadır; tam bir bağımsızlık kazanmak, ne bir şeye ne de bir kimseye bağlanmak, eylemlerin, sözlerin ve düşüncelerin hesabını vermemek için söz vermemekten bahsedilir. Özet olarak sorumluluğun inkarı ne olursa olsun kaybetme korkusudur.

Bu özgürlük hangisidir? Daha önce söylediğimiz gibi onu derin bir şekilde incelersek çözmekten daha çok bağlar yarattığını görürüz.

GÖRÜNÜRDE ÖZGÜRLÜK

Özellikleri:

Yalnızlık: Hiç kimseye bağlanmadığı için, bunları ihtiyatlı bir şekilde saklamalarına rağmen tüm insanoğullarının arzu ettiği bu özgürlük duyguları büyüyemez. Dostların, kalıcı sevgilerin olmaması, sadece bugün olup yarın için yararlı olmayacak koşullu arkadaşlıkların olması bunlardan bazılarıdır.

Güvensizlik: Bu durumda hiçbir şeye bağlanılmadığı için destek alınacak hiçbirşey yoktur. Kişiye hiçbirşey hayatta destek vermez çünkü tüm ideolojiler korkutucudur. Ancak onları tanıması veya onlara yakınlaşması da korkutucu olduğu için gerçek olan şu şey ortaya çıkıyor: Dünyada ne yapıyor olduğunun da anlamını kaybettiren uçlar olan nereden gelinip nereye gidildiği gibi hayati soruları yanıtlayamayan kimsenin karakterine er ya da geç endişenin hakim olması.

Ruhani Cimrilik: Bir özgürlük kısıtlaması adına herhangi bir şeyi kaybetme korkusuna dönüşür. Ancak hiçbir şeye sahip olunmadan ne kaybedilebilir? Yaşanılan boşluğu, bu yokluklar kaosunu hiçbir şey bozmadan korumak dışında hiçbir şey vaat etmeyen bu boşlukta olmaya devam etme rahatlığı mı kaybedilecektir?

Bu durumda soruyoruz; özgürlük ne için?

BAĞLANMA

Bağlanma, ne ilerleme ne de değişmeye imkan verip bizi yolda durduran ilk taşta ayaklarımızı sabitleştiren, ömür boyu bağlı olduğumuz zincirlemiş gibi hayal edilir. Buna rağmen akıntıya karşı gittiğimizi bilerek bağlanmanın takınabileceğimiz en olgun tavırlardan birisi olduğuna inanıyoruz çünkü;

*Bağlanmak için kişinin ilk önce kendini eğitmesi, elinde olan imkanların neler olduğunu bilmesi ve bu bilgi ile karşılaştırmanın zeki bir yolunu bulması gerekir.

*Bağlanmayı seçmek kapasite gerektirir. İki şey arasında seçim yapmaktan nefret edenlerin çok olmasına rağmen hayat sürekli bir seçimdir ve eğer bu sorumluluğu bilinçli ve şahsen kabul etmeyi bilmiyorsak hayat bize en uygun olana dair karar verme konusunda irademizi uyandıran arka arkaya acı darbeler verecek, bizi bir yerden başka bir yere götürerek bizim yerimize seçme sorumluluğunu üstlenecektir.

*Bağlanma kendinde, bizi bir hayal, sevgi, eğilim, iş, ideal ile tamamlanmaya götürdüğü için oldukça gurur taşır.

*Bağlanma iradeyi geliştirir çünkü seçtiğimiz şeyi sağlam bir şekilde sürdürmemize yardım eder.

*Bağlanma sadakat erdemini bahşeder çünkü sevmemek ve serbestçe kabul edilmiş seçimimizi temsil edene sadık olmamak imkansızdır.

*Bağlanma sert değildir. Aksine bizi, irade ve bilinç nedeniyle yaptığımız yanlışları düzenlemeye mecbur eder. Bu şekilde esnek olmamıza, iç ve dış olarak hareket edip her alanda büyümemize yardım eder.

*Bağlanma aynı sözü verenlerle bir birlik yaratır ve bu birlik, korkusuzca kardeşlik, dayanışma, anlayış ve uyuşma olarak adlandırılabilecek bir birliktir.

*Bağlanma bize, elde etmek istediğimize ulaştığımız her keresinde yeni ve daha yüksek hedefler koyar. Bu nedenle hayat başka türlü sahip olmayacağı bir anlam ve boyut kazanır.

Her ne olursa olsun hoşlarına gitsin veya gitmesin insanların, tuzaklar veya mahkum etme olan gerçek özelliğini bize asla göstermeyecek kadar iyi gizleyen pek çok şeye kaçınılması olanaksız bir şekilde bağlanmış olduklarını (ancak bilinçsiz bir şekilde) yeniden fark etmeleri ilginçtir.

*Bağlanmanın modalarla, bir kişi kendini ister istemez çoğunluğun ister zihninde, ister psişesinde ister bedeninde olsun taşıdığı şeylere şiddetli bir şekilde teslim edecek kadar ilişkisi vardır.

*İçimize düşen korkulara kapılma söz konusudur. Herkes önlenemez olarak nitelediği birtakım kötülüklerden korkar (günümüzdeki toplumsal kötülükler) ve onlara karşı ya kaçarak ya da saldırganlıkla tepki göstermesi zorunludur.

*Diğerlerinin fikirlerine bağlanma söz konusudur. Ne olursa olsun bir fikir kamuoyunu kazandığında deli, gerici, tarikatçı ve diğer benzeri “hoş sözlerle!” adlandırılma riskini göze almadan bu fikre karşı çıkmak neredeyse imkansızdır. Öte yandan sahte özgürlük nedeniyle kendi ölçütünü geliştirmemiş olan kimsenin ne zaman kendisinin düşündüğünü veya sırtındaki eli farketmeden ne zaman itildiğini farketmesi çok zor olacaktır.

*Zayıflığa kapılma (hiçbir şeyi yapma, bırak diğerleri yapsın!) ve erdemler tarafından gizlenmiş kötü alışkanlıklara (herkes bunu yapıyorsa ve onlara hiçbir şey olmuyorsa bunu yapmakta ne sakınca var?) bağlanma söz konusudur.

*Cehalete kapılma söz konusudur. Yanlış bilgilenme veya yönlendirilmiş bilgi, hiçbir alanda kimsenin gerçekten ne olduğunu bilmemesine neden olur ama aynı zamanda bu mantıksal sonuca varmak için imkanları da yoktur.

*Çağımızın yeniden tanınmasının ve değişim için değişimin işareti olan istikrarsızlığa kapılma söz konusudur. Ne açık ne de sabit hedefler vardır. Bugün coşmak için sözler var ve yarın ne olacağını göreceğiz… Değişimin nereye yöneldiği veya bir yönünün olup olmadığına önem vermeksizin yarın değişeceğiz çünkü değişim ilerlemeyi gösteren tek işarettir.

Bu nedenlerden dolayı filozofun bağlanmadan korkmayıp onu kendini desteklemek ve ilerlemek için eylemin zeki bir aletine dönüştürmesi fikrini tekrar doğruluyoruz. O ancak ölümcül bir uyuşturucu etkisi yapan sahte özgürlükten korkar.

Bilinçsiz bir sahte özgürlük yerine bilinçli bir bağlanma daha değerlidir. Sahte özgürlük er ya da geç kaçınılmaz bir hapishaneye dönüşür. Bağlanma, hayat nehirlerimizin akıntısını kanalize etmek için bir nehir yatağıdır. Özgür olalım: Seçmeyi ve kendimize güven ve neşeyle bağlarımızın sorumluluğunu yüklenmeyi bilelim, seçmeyi bilelim. Bugün insanlığın takip edeceği rotayı sessiz bir şekilde işaret eden tüm büyük hocalar böyle yapmışlardır.

Delia Steinberg GUZMAN

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı: 22

By | 2017-06-15T20:00:44+00:00 Mart 16th, 2017|Categories: Felsefe, Psikoloji|0 Comments