Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Bir Cam Atölyesi: Cambaz

Bir Cam Atölyesi: Cambaz

ezgi-uzgelESKİŞEHİR’DE GÖNÜLLÜLERDEN OLUŞAN BİR CAM ATÖLYESİ: CAMBAZ

Basiret sahibi belediye başkanlarımız sayesinde Eskişehir 10 yıl içerisinde önemli bir cam merkezine dönüştü. Şu anda Eskişehir’i gezmeye gelip cam ile temas etmeyen veya şehirden cam bir takı veya obje almadan giden yoktur herhalde. Bu hem şehrimizin sanatsal ve estetik yönüne hem de ekonomisine önemli bir katkı sağladı. Bu şehirde yaşamak gerçekten bir ayrıcalık.

Eskişehir sanki Murano

Eskişehir’de bir Çağdaş Cam Sanatları Müzesi var. 2007 yılında hizmete açılan Çağdaş Cam Sanatları Müzesi’nde yerli ve yabancı çok sayıda sanatçının muhteşem eserleri sergileniyor. Geçtiğimiz yıl 4. Uluslararası Odunpazarı Cam Festivali gerçekleşti. Bu festivalde sanatçılar gelip Kurşunlu Sıcak Cam Atölyesi’nde eserlerini seyircilerin önünde şekillendiriyorlar. Bunu ilk gördüğümde tekrar İtalya’da dünyanın en önemli cam merkezi olan Murano’da İtalyan sanatçıları izlediğim ana gittim.

Anadolu Üniversitesi’nde bir Cam Bölümü var ve cam sanatçıları yetişiyor. 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılında açılan Cam Bölümü alt yapı ve donanım olarak Türkiye’de ilk ve tek olma özelliğine sahip. Uluslararası anlamda da şehir artık bir cam merkezi haline geldi. Şehrin bu yöndeki gelişimi tabii ki bu konuyla ilgili olarak sivil toplum kuruluşlarına da güzel etki etti.

Şimdi sizinle gönüllü bir cam atölyesi olan CAMBAZ’ın hikâyesini paylaşacağım:

Bundan 8,5 yıl önceydi. Ufak tefek, kapkara, dev kıvırcık saçlı tatlı bir kız kocaman gözleriyle Aktiffelsefe’ye bir arkadaşı vasıtasıyla geldi. Üzerinde sarı bir t-shirt olmalı, bana Brezilya uçuşundan inmiş izlenimi veren bir havası vardı. Bu küçük kız işletme okuyordu ama el becerileri, yaratıcılığı çok yüksekti. Sen niye işletme okuyorsun çok farklı yeteneklerin var diye sorduğumu hatırlıyorum. Farkında bile değildi. Birkaç yıl sonra Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Cam Bölümü’nü kazandı. Ne güzel, dernekte bir cam atölyesi kurarsın dedim. Gözlerini kocaman açıp baktı, sanki nasıl olacak o der gibi. Zaman geçti bu kız iç hayatı açısından, sanatsal yetenekleri açısından, insanlarla birlikte çalışma ve onları yönetebilme kapasitesi açısından büyüdü.  Sevgili Didem tatlı bir üniversite öğrencisiyken hem yaşı büyüdü hem de felsefe çalıştıkça kalbi büyüdü. 2011 yılında kurulan bu atölye şimdi 10 kişilik bir ekip.

Cam Atölyesi’nin ismini “Cambaz” koymalarının nedeni cam sanatıyla uğraşırken resmen mucizeler gerçekleşmesi. Cam, sıvı haldeyken cama istediğiniz rengi katabilir ve istediğiniz şekli verebilirsiniz. Yüksek sıcaklıklarla çalışıldığında da tehlikesi yok değil. “Canbaz” dediğimiz kişiler ip üstünde canlarıyla oyun oynuyorlar. Kızlar da atölyenin ismini CAM-BAZ koydular çünkü bu yüksek ateşte camla oynadıkları bir oyundu.

Ekip kendilerini geliştirmeye sürekli devam ediyor. Tepebaşı Gençlik Merkezi’nde, Kanatlı Avm ve Neo Avm gibi birçok yerde sergi açtılar.  Çalışmalarını atölyenin bulunduğu Aktiffelsefe dernek binasından takip edebilirsiniz.

İnstagram’dan ve Facebook’tan da “cambaztasarimatolyesi” sayfasını takip edebilir ve sipariş verebilirsiniz. Küçük cam objeler, hayvan figürleri, minik heykeller, gözyaşı şişeleri, yüzük, kolye, küpe ve bileklik tasarımları yapıyorlar.

Aynı zamanda cam dersleri de veriyorlar. Dersler hakkında detaylı bilgiyi 2205166 numaralı telefondan arayarak öğrenebilirsiniz.

Atölye bir felsefe okulunun içinde, yani amaç sadece sanat ya da sadece ekonomik girdi değil. Bu 10 kişilik ekip hem bu sanatı icra etmeye çalışıyor hem de kendi içlerinde camın onlara kattığı erdemleri yaşamaya çalışıyor.  Bir sanatı icra etmek sabır gerektirir. Cam sanatını öğrenmek ekstra bir sabır geliştirmek için bir ocaktır. Camın akışkanlığını öğrenmek ve bu sayede bir şeyler ortaya çıkarmak gerekir. Ve bir obje ortaya çıkarana kadar defalarca yapmalısınız ki istediğiniz form oluşsun. Bu form oluşana kadar yaptığınız birçok obje kırılabilir.

Cam insana şeffaflık ve denge kavramı konusunda ilham oluyor. Onun bir forma girebilmesi için ne çok sert ne de çok akışkan olması gerekiyor. Onu öyle bir kıvama getirmelisiniz ki ortaya bir şekil çıkarabilesiniz.

Biz insanlar için de aynı yasalar geçerli değil mi? Şeffaf ve dengeli olmak ne güzel olur. Tam ideal formumuzu alabilmek için ne çok sert ne çok yumuşak olmalıyız. İdeal ben için doğru ölçü herkesin kendi karışımını gerektiriyor. Yaşama sanatı da bu değil mi?  İnsan böyle bakmayı başarırsa sanat insana hayat hocası olmaz mı?

2017-04-20T23:06:53+00:00