Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Dinleme Sanatı

Dinleme Sanatı

____1_“Konuşmak bir gereksinim ise dinlemek bir sanattır.” Goethe

Günlük hayatımızdaki en önemli etkinliklerimizden biri iletişimdir. Birçok nedenle kendimiz ve diğer insanlarla iletişim kurarız. Ancak öyle anlar vardır ki; kendimizi anlatamadığımızı veya bir türlü anlaşılmadığımızı düşünür, bazen de karşımızdaki ile bir türlü ortak bir noktada buluşamadığımızı fark ederiz. Hatta bazen, herkesin konuştuğu ama hiç kimsenin dinlemediği ve yine kimsenin anlaşılmadığı durumlarla karşılaşırız. Genellikle otomatik olarak kullandığımız iletişim becerimizin böylesi çıkmazlara girmesi neden? Ve bu sorunun üstesinden nasıl gelinir?

Her konuda olduğu gibi iletişimin de kendine özgü kural ve kaideleri vardır, bunlara uyulmadığı takdirde iletişim kazalarına maruz kalırız. Bu kuralların başında iletişimi otomatiklikten kurtarmak ve bilinçli bir eyleme dönüştürmek gelir. Bu konudaki farkındalığımız; araştırma, öğrenme ve bilgilenme ile artmaktadır.

Kavram olarak iletişim; simgeler aracılığı ile bilgilerin, düşüncelerin, duyguların biriktirilip aktarılması ve alışverişin ortak ve değişik zaman ve mekan boyutlarında gerçekleştirilmesidir.

Prof.Dr. İlker BIÇAKÇI’ya göre iletişim; kaynaktan alıcıya iletinin aktarılması sürecidir. Bu süreç tek yönlü ve çift yönlü olabilir. İletişimi başlatan kaynağın egemenliğine dayalı otoriter nitelikteki bir süreç tek yönlüdür. Kişiler arası iletişim eylemi olan çift yönlü iletişim ise, yüz yüze ilişkilerde kaynağın hedefi, hedefin de kaynağı etkileyebileceği fiziksel bir iletişim olanağı sunar. Çift yönlü iletişimde insani paylaşım ve ortaklık söz konusudur.

Prof.Dr. Melih ZILLIOĞLU’na göre iletişimde temel amaç; çevre üzerinde etkin olmak, başkalarının tutum ve davranışlarını belirlemek ve değiştirmektir. Veya iletişim, karşımızdakinin benliğini kabul ederek onu anlama etkinliği olarak da tanımlanabilir. Anlamak için ise dinlemek gerekir.

Dale CARNEGIE’ye göre dinlemek; bir konuşmaya, bir sese kulak vermek, duymak, işitmektir. Dinlememek ise; aldırmamak, önem vermemek, hesaba katmamak, denileni yapmamak demektir. Dinlemek anlamaya yönelik gönüllü bir çabayı gerektirir.

Çoğu kimse karşısındaki kişinin ne söylemek istediği ile ilgilenmez, aksine kafasındaki fikir ve düşünceleri karşısındakine aktarmaya çalışır. Bu durum, karşımızdakinin söylediklerinin yalnızca bir bölümünü işitmemize yol açar. Üstelik karşımızdaki kimse daha sözünü tamamlamadan hemen kendi fikir ve delillerimizi ortaya koymaya çalışırız. Bu hem karşımızdakinin mesajını eksik algılamamıza hem de duygularına daha az önem vermemize neden olur. Böylece bilmeyerek karşımızdakini incitmiş oluruz. Unutmayalım ki; sözünün kesilmesinden hoşlanan bir insan yoktur. Bu durum, her şeyden önce iyi bir dinleyici olmamız gerektiğini ortaya koyar.

“Lafını önce pişir sonra düşür.” Anonim

Prof.Dr.Erol EREN’e göre bir kimse mesaj aldığı birine cevap vermeden önce, aldığı mesajı kelime ve duygular bakımından tekrarlamalıdır. Alıcı, mesaj gönderenin durumunu kendi kelimeleriyle yeniden formüle ederek, asıl anladığını karşısındakine ifade etmelidir (geri bildirim).
“Bilginin doğal sonucu konuşmak, bilgeliğin ayrıcalığı ise dinlemektir.” Oliver Wendell Holmes

İyi konuşmanın da ön koşullarından biri, iyi dinlemedir. Çünkü, iyi bir dinleyici olmakla bir anda iyi bir konuşmacı haline geliverirsiniz.

Sağlıklı bir iletişimin gereklerinden en önemlileri aktif dinleme ve empatidir. Kişiler arası iletişimde alıcı mesajı algıladığını kaynağa geri bildirim yolu ile iletebilir. Anladığını geri bildirim yoluyla belirten kişi aynı zamanda iyi bir dinleyicidir. Dinleme genel anlayışın aksine edilgen olmaktan çok, etkin bir süreçtir.

Aktif dinleme, iletişimde bulunduğumuz kişiye akıl vermek, yol göstermek ya da onu eleştirmek değildir. Bir kişiye köklü çözümleri kendisinin bulması yönünde yardım edilirse, gerçek bir katkı yapılmış olur.

Empati, iletişimde bulunduğumuz kişiye anlayışla ve özenle yaklaşmayı öngörür. Aktif dinlemenin sonucu olan duygusal-sezgisel (empatik) dinleme; iletişimde bulunduğumuz kişinin söylediklerinin değerlendirmesini yapmadan, sorununu ve neler hissettiğini anlamaya yönelik bir çabadır.

Aslında iletişim süreci; düşünsel ve duygusal yaşantımızın bir dışavurumudur. Çünkü dil, bilinç ve duygular arasında sıkı bağlar söz konusudur.

Orhan HANÇERLİOĞLU’na göre dil insanlaşma sürecinde, bilinçle birlikte var olmuş ve onunla karşılıklı etkileşerek gelişmiştir. Dilsiz hiçbir düşünce var olamaz. İnsan kendi kendine düşündüğü zaman bile ancak sözcüklerle, eş deyişle, dille düşünebilir.

Dil, bilincin ve düşüncenin araçsız gerçekliğidir.

Prof.Dr. Acar BALTAŞ’a göre duygusal zeka esas olarak iki yetkinliğin bileşkesidir. Bunlardan birincisi kişisel yetkinlik, ikincisi ise sosyal yetkinliktir.

Kişisel yetkinlik; kendisiyle ilgili farkındalık (duygusal farkındalık, kendini değerlendirme, özgüven), kendini yönetme (kendini kontrol, güvenilirlik, esneklik, yeniliklere açık olmak, kontrol odağı kendi içinde olmak) ve motivasyon (başarı yönelimi, bağlılık, girişimcilik, iyimserlik) bileşenlerinden oluşur.

Sosyal yetkinlik; empati (diğer insanları anlama, başkalarını geliştirme, hizmete yönelik olma) ve sosyal beceriler (iletişim, etki yaratma ve etkileme, çatışma çözümü, işbirliği, ekip çalışmasına yatkınlık, liderlik, ilişki kurma, gücünün farkında olma) bileşenlerinden oluşur.

Sözün özü; iletişim iç dünyamızın fotoğrafı ise, bu fotoğrafın nasıl olmasını isteriz?

İletişim sosyalleşmemizin aracı ise, empati ve aktif dinleme ile nasıl bir nezaket bekliyorsak onu önce vermemiz gerekmez mi?

Bu nezaketin telefon, internet vb. gibi iletişim araçlarında da kullanılması gerekmez mi?

“Madem iki gözün, iki kulağın ve bir ağzın var, o halde; iki dinle, iki izle, bir söyle.” Anonim

“Söz gümüş ise, sukut altındır.”
Anonim

Yazımı bir bilgelik öğrencisi ile hocası arasında geçen diyalog ile sonlandırmak istiyorum. Öğrenci hocasına sorar;

-Hocam bir toplulukta akıllı bir insanı nasıl ayırt edebilirim?
-Akıllı insan az konuşur.
-Hocam ya biri hiç konuşmuyor ise?
-Nerede o kadar akıllısı!

Sevgi ile kalın.

Nurettin AYDIN, Araştırmacı-Yazar

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 46

Kaynakça

Prof.Dr. İlker BIÇAKÇI, İletişim ve Halkla İlişkiler, MediaCat Yayınları, 2000

Prof.Dr. Melih ZILLIOĞLU, İletişim Bilgisi, Anadolu Üniv. Yayınları, 2003 Eskişehir

Dale CARNEGIE Etkili Konuşma Sanatı, Öteki Yayınları

Prof.Dr.Erol EREN, Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, 7.Baskı, Beta, 2001, İst.

Orhan HANÇERLİOĞLU, Ruhbilim Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 93, İst.

Prof.Dr. Acar BALTAŞ, Ekip Çalışması ve Liderlik, Remzi Kitapevi, 4.basım, 2002

By | 2017-03-30T22:44:14+00:00 Mart 16th, 2017|Categories: Deneme, Psikoloji|0 Comments