Doğal Bir Düzen İhtiyacının Saptanması

Doğal Bir Düzen İhtiyacının Saptanması

Doğada her şey simetrik veya asimetrik şekilde düzenlenmiştir. Tanrıların aradıkları şey doğal mekanizma aracılığıyla kurşun askerleri sıraya sokmak değil, aksine evreni gerçeğe dönüştürmek yani kendi varoluşu ve kaderiyle varlığa ait olan işlevsel bir şeyi gerçeğe dönüştürmektir.
Bu evrensel kanundan ufak olsa bile bir şey ayrıldığı zaman, yok edilmesi için en emin yol olan karışıklığa düşüyor.Bütün şeyler için bir adil ölçü, bir adil zaman ve bir de adil yer olduğu açıktır. Buna Eski Hint Filozofları Satwa adını verdiler; o, ölçüsüz eylem ile ölçüsüz olan hareketsizlik arasında bulunuyor.

Bu satırları yazdığım zaman, Ağustos 1990 ortasında, Dünya son on yılların en ağır krizi içerisinde bulunmaktadır. Hemen hemen gözlemcilerin hepsi ( ki bunlar aynı zaman da o kadar tehdidin kurbanı olan gözlemcilerdir) için kötü olan şey, Dünya’da ne olup bittiğini anlamamalarıdır. Her şey bulanık görülüyor, yatay şeklinde yerleştirilmiş etki tepkinin basit diyalektiği ya yok ya da uzaktan görünmüyor; bu pratik olarak, dramayı yaşayanlar için de aynıdır.

Okurun bir video ya da sinema projeksiyonunun nasıl çalıştığını bildiğini zannediyorum. İmajlar kaydedilmiş hassas filmlerde banyo edilerek veya gösterime hazırlanarak bir ekran üzerine siyah veya renklendirilmiş figürleri görmeyi sağlayan bir ışık demeti içinden geçerler. Figürler hareket ediyor gibi görünürlerse de bunun nedeni gözlerimizin algısına ayarlanmış bir süratte ardı sıra devam etmesindendir; durgun imajlar birbirini takip ederek zincirlenmiş bir algıyı yaratıyorlar ve böylece onları hareket halinde görüyoruz: Koşan bir insan, uçan bir kuş, kayalara vuran dalgalar…Bütün bunlar alıştığımız doğal hallerindedir. Eğer imajları yavaşlatırsak bir ‘yavaş hareket’ elde edeceğiz ve daha fazla yavaşlatırsak hareketin yanılsamasını veren tek tek fotoğrafları göreceğiz. Ama şimdi tersini yapalım. İmajların geçişini hızlandırdığımızda anormal ve gülünç şekilde hareket edeceklerini göreceğiz; sessiz sinema döneminin komik filmlerinde olduğu gibi. Geçişi daha da hızlandırırsak imajların bulanık bir leke içinde kaybolduklarını görürüz. Bir şey geçiyor ama ne olduğu bilinmiyor ve bu yüzden anlaşılmıyor.

Bugün ekonomik, sosyal ve politik başarısızlığın, çökmüş dinlerin hatalarının sonucu olarak tarih yerinden fırladı. Ne ne olduklarını anlamamıza ne de fark etmemize fırsat vermeyen tarihin imajları üst üste birbirine girdi, anlayışımızı aştı. Bunun için halklar şaşırmakta ve hükümetlerin benimsediği savaş ile ilgili tedbirlere katılmamakta ya da az coşkuyla katılmaktadır. Öte yanda hükümetler o anda olandan başka bir neden bilmiyorlar ve sahip oldukları iktidarı zorla alıyorlar. Aşırı bir futurizme* ve çocukça bir iyimserliğe dayanan ‘ ileriye doğru kaçış’, bir gerçek siyasal ‘dadaizm’** acı hasatını vermeye başladı.

Bugün, yeni doğal düzen, aktif ve bütünleyici ekoloji ihtiyacını saptamaktayız. Ekosistemlere ve global olan sorunların bütünleyici çözümlerine ihtiyaç duyulmaktadır.Bugün Darwin’in, Marx’ın, Hitler’in, Gandhi’nin ve hatta Einstein’in çoğu teorileri gerçek dışıdır ve Hammurabi Yasaları veya Ravana*** başkenti gibi geçmişin karanlığına batmışlardır.

Bu şeyleri benimsemek ne kolay ne de çabuk olacaktır. Ne yazık ki insanların çoğu kendi tepkilerinde çok yavaşladı ve güç, mini gruplar tarafından güçlü bir şekilde yönlendirilmektedir. Bu mini gruplar sadece parasal açıdan değil, medya, enformasyon, radyo, TV aracılığıyla gücü kontrol ediyorlar. Bu yeni ‘Mağaranın**** Sahipleri’ kendi günlerinin sayılı olmasını bilmelerine rağmen, halkın suyunu çıkarmak, faal ve potansiyel zenginliği son damlasına kadar emmek için kendi bencil güçleri ile sömürmeye devam etmekteler.

Filozoflar ‘tarih sinemasında verilen filmi anlayamamalarına’ rağmen gizli motorları bilebilirler. Değiştirmek için değil çünkü geçmişi değiştirmek mümkün değil, aksine kadere, geleceğe ve doğaya uyan yavaş yavaş bir geleceği tavında dövmek içindir. Bu gelecek kesindir ve adildir, o kadar adil ki bizim onunla neşeli ve etkili bir iş birliği yapmamıza izin veriyor ve böylece gerçek özgürlüğün bağrında, tarihsel ve birey olarak var olma bilinci bizi Tanrılara dönüştürüyor.

*Futurizm: 20.yy başlarında İtalya’da ortaya çıkan, sanat devrimi ve dinamizmi vurgulayan akım.
**Dadaizm: 20.yy başlarında Zürih, New York, Berlin, Köln, Paris ve Hannover kentlerinde sanat ve edebiyat alanında ortaya çıkan nihilist (nihilizm, hiççilik; 19.yy Rusya’da ortaya çıkan şüpheci temellere dayanan felsefe anlayışı) hareket.
***Ravana: Hint mitolojisinde cinlerin 10 başlı kralı, Ramayana destanında Sita’yı kaçırmış ve sonunda onun kocası Rama karşısında yenilgiye uğramıştır.
****Mağara: Eflatun’un Devlet diyaloğunda Mağara Mitosu’nda insanın içinde bulunduğu yanılsama dünyasını işaret eder.

Edebiyat

2018-08-10T22:26:49+00:00

Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..