Helena Petrovna Blavatsky

Helena Petrovna Blavatsky

Ezoterik bilgileri batıya tanıtarak kendinden sonraki bütün fikir akımlarını etkileyen Madam Blavatsky’nin gizemli hayatı hakkındaki bilgilerin bir araya getirildiği bu çalışma, on dokuzuncu yüzyılın Sfenksi olan Helena Petrovna Blavatsky’nin gizem dolu hayatına ışık tutmak için yazılmıştır.

HPB’nin Hayatı

Çocukluğu

1831 yazında kolera Ukrayna steplerini kasıp kavururken, Dinyeper nehri kıyısında bir şehir olan Ekaterinoslav’da, 11 Ağustos’u 12 Ağustos’a bağlayan gece saat 1:42’de bir kız çocuğu dünyaya geldi. Anne Helena Andreyevna von Han, soyu Rusya tarihinin derinliklerine kadar giden Dolgorukov ailesine mensup bir prensesin kızıydı.

HPB’nin annesi Helena Andreyevna von Han

Baba Peter von Han da aynı anne gibi soylu bir aileden geliyordu. Rusya’ya bir yüzyıl önce göç eden Alman Kontu Han von Rottenstern’ın soyundan gelen baba, doğum sırasında askeri görevi nedeniyle Polonya’daydı.

Çocuk prematüre ve çok zayıf olduğu için, babası orda olmamasına rağmen, ölebileceği düşüncesiyle bir an önce vaftiz edilmesi gerektiğine karar verildi. Vaftiz töreni sırasında rahibin cübbesinin alev alması, çocuğun hayatının fırtınalı geçeceğine yoruldu.

Rus batıl inançlarına göre doğduğu gün, ona görünmeyen varlıklar üzerinde güç veriyordu. Batıl inancın ötesinde çocuğun davranışları, kendisinden başka kimsenin göremediği varlıkları gördüğünü ve onlarla konuştuğunu gösteriyordu. Küçükken kendisine hitap edildiği şekliyle Lyolya, onların gerçek olmadığını söyleyenlere ise çok kızıyordu.

Helena Petrovna sekiz yaşındayken dedesi A.M. de Fadeyev, Volga kıyısında bir şehir olan Saratov’a vali olarak atanır. Helena, annesi ve kız kardeşi Vera ile birlikte, dedesi ve anneannesini görmeye Saratov’a gider, onlara ve yaşadıkları büyük malikaneye dair ilk anısı budur. Birkaç ay sonra 1840’ta erkek kardeşi Leonid doğar. Fakat annesi hastadır ve 1842’de kaplıca tedavisi için Odesa’ya giderler. O zamana kadar dokuz roman yazmış olan 28 yaşındaki anne, tüberküloz hastalığına yenik düşer. 11 yaşındaki Helena, 7 yaşındaki Vera ve 2 yaşındaki Leonid, dedesi ve anneannesi tarafından Saratov’daki malikaneye götürülür. Küçük Helena Petrovna için yeni bir dönem başlar. Sürekli askeri görevde olan babası ve yazılarıyla meşgul olan annesinden sonra, zamanın en etkili kadınlarından birinin himayesi altındadır.

Prenses Dolgorukov yani Helena Pavlovna de Fadeyev, beş dil bilen, jeoloji ve botanik gibi doğa bilimleriyle ilgilenen, nadir bulunan türlerle ilgili özel bir müzeye sahip olan ve doğa bilimleri, arkeoloji, nümizmatik gibi konularda yaptığı çalışmalar sonucu yazdığı kitaplar bulunan biriydi. Zihniyle, görünüşüyle ve davranışlarıyla soylu olan Dolgorukov prensesi, torunu Helena Petrovna von Han üzerinde büyük etki bırakmıştı.

HPB’nin anneannesi Helena Pavlovna de Fadeyev

Malikanenin bodrumunda bulunan yer altı koridorları küçük Helena için büyük bir çekim kaynağıydı. Uyurgezer olan Helena, bütün malikanede arandıktan sonra koridorlara inmeye çekinen hizmetliler tarafından burada bulunurdu. Gün içinde de genelde burada, kendisinden başka kimsenin göremediği varlıklarla konuşurken bulunuyordu.

Malikanede bulunan antik eşyaların kimler tarafından kullanıldığını söylüyor, anneannesinin müzesinde bulunan soyu tükenmiş hayvanların neler yaşadıklarını en ince ayrıntılarıyla anlatıyordu. Büyükleri, onun hayal gücünün geniş olduğunu söylüyordu fakat belki de bundan daha fazlasıydı. Helena, uzak geçmişin kapısını ona açan durugörü yeteneğine sahipti.

Onun eğitiminden sorumlu olan kişiler, dil ve müzik yeteneği olmasına rağmen, resmi eğitimle ilgilenmediğini kısa sürede keşfetti. Okuduğu kitaplar soylu bir hanımefendiyi kesinlikle ilgilendirmeyen maji, simya ve benzeri konulardaki kitaplardı. Öğretmenlerinden kaçıp, eski evin kilerlerine, çatı arasına veya Volga kıyısındaki ormana giderek, ilginç konular hakkında saatlerce kitap okurdu. Bu kitapları malikanenin büyük kütüphanesinden buluyordu. Daha sonraki yazılarından birinde bunu şöyle ifade etmiştir: “Anne tarafımdan büyük büyük dedem olan Prens Paul Vasilyevitch Dolgorukov’un simya, maji ve diğer okült bilimlerle ilgili yüzlerce kitap barındıran ilginç bir kütüphanesi vardı. 15 yaşından önce, büyük bir ilgiyle hepsini okumuştum.”

1846’da dedesinin görevi nedeniyle Tiflis’e taşındılar. Ergenlik çağında olan Helena için zor bir dönemdi çünkü öğretmenleri ve anneannesi onu, kendisinin çok saçma bulduğu davetlere katılması için zorluyorlardı. Dizginlenemez doğasını, ahırda bulduğu en vahşi atı sürerek veya okült bilgilerle ilgili kitapları saatlerce okuyarak yatıştırıyordu.

Evden Kaçması ve Hocasıyla Tanışması

Tiflis’te Fadeyevlerin evine gelen pek çok ziyaretçiden biri de Nikifor Vassilyevich Blavatsky idi. Genç Helena’ya çok yaşlı görünmesine rağmen kırk yaşındaydı. Erivan vilayetine vali yardımcısı olarak atanan N.V. Blavatsky ve genç Helena, 7 Temmuz 1849’da evlenirler. 3 ay sonra HPB evden kaçar ve Tiflis’teki evine döner. Onu gördüklerine sevinmeyen dedesi ve anneannesi, bu sorunu çözmeyi HPB’nin babasına bırakır.

O sırada St. Petersburg’ta olan Peter von Han Tiflis’e gelemeyeceğini fakat Helena ile Odesa’da görüşebileceğini bildirir. Ailesi Helena’yı Odesa’ya giden gemiye bindirmeye kararlıdır fakat o bir yolunu bulup İstanbul’a giden gemiye biner. Böylece HPB’nin, insan doğasının kurşununu tanrısal doğanın altınına dönüştüren felsefe taşını arayışı başlar.

HPB Türkiye, Yunanistan, Mısır, Fransa ve İngiltere’ye gider. Londra’da hayatının en önemli olaylarından biri gerçekleşir. 20. yaş gününde yani 12 Ağustos 1851’de sokakta yürürken yoldan geçen Hintli prenslerden birine gözü takılır. Ona bakınca, onun küçüklüğünden beri rüyalarında gördüğü, tehlikeli durumlarda onu kurtaran ve Koruyucum dediği kişi olduğunu görür. Ona doğru gitmek istemesine rağmen, ondan gelen bir işaretle durur ve yanından geçip giderler.

Ertesi gün HPB, Hyde Park’a gider ve bir banka oturur. Dünkü olayın gerçek olup olmadığını düşünürken Hintli prensi tekrar görür, Prens gelip onun yanına oturur. Ona önemli bir görev için Hintli prenslerle birlikte Londra’da olduğunu ve onunla burada tanışıp konuşma fırsatı bulacağını bildiğini söyler. İnsanlık için başlatacakları büyük işte kendisine yardımcı olmasını ister. İşin kesinlikle kolay olmayacağı ve büyük sorunlarla karşılaşacağı konusunda onu uyarır. Karar vermeden önce iyi düşünmesini ister. Bu büyük işte yardım etmeye karar verirse, sadece onun yerine getirebileceği role hazırlanmak için Tibet’e gitmesi gerektiğini söyler.

O günden sonra HPB’nin hayatı anlam kazanır. Okült bilgiyi sadece kendisi için değil, ona verilecek daha büyük göreve hazırlanmak için aramış olduğunu anlar. Hayatının sonuna kadar itaat edeceği hocasını bulmuştur. Diğerlerine Hintli bir prens gibi görünebilir fakat HPB onun sıradan bir ölümlü olmadığını bilmektedir.

Gittiği Yerler

Bundan sonra HPB’nin dünya gezileri başlar. Daha önce kimsenin ayak basmadığı yerlere gider. Londra’dan sonra Kanada’ya geçer. Buradan New Orleans, Teksas, Meksika, Orta Amerika ve Peru’ya gider. Antik uygarlıklardan kalan şehirleri görür.

1852’de ilk defa Hindistan’a gider. Tibet’e girme girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Güney Hindistan’a gider. Singapur ve Java yoluyla İngiltere’ye ulaşır. 1853’te Londra Filarmoni Orkestrası’nda piyanistlik yapar. 1854 yazında New York’tadır, sonra Şikago’da batıya doğru giden bir karavandadır. Kaliforniya’dan Meksika ve Güney Amerika’ya geçer. 1855’te Pasifik Okyanusu’nu geçerek Japonya’ya ulaşır. Japonya’dan Hindistan’a gider. Tibet’e bu kez girmeyi başarır. Döndükten sonra Hindistan’da yolculuk yapar, bu yolculuklarını daha sonra “Hindistan’ın Mağara ve Ormanları Kitabı”nda anlatır. İki yıl boyunca yaptığı bu seyahatlerde güvenlik açısından erkek kıyafetleri giyer.

1857’de Fransa ve Almanya’ya gider. 1858 Noelinde Rusya’ya ailesini görmeye gider. Bulunduğu yerde garip sesler duyulduğu ve eşyalar hareket ettiği için rahatsızlık yaratır. Helena’nın bir medyum olduğu söylentisi çabucak yayılır. Ailesi onu bir kiliseye götürür. Kilisedeki rahip HPB’ye sahip olduğu yeteneğin onu üzmemesi gerektiğini, ona bir amaç için verilmiş olduğunu, bilgece bir şekilde kullandığında pek çok iyilik yapabileceğini söyler.

HPB buradan Kafkasya’ya gider. Büyük ormanların derinliklerinde majisyenlerle tanışır. Kısa zamanda ormanda bir cadı yaşadığı ve her türlü kötülüğü kovabildiği söylentisi yayılır. Bu “cadı” HPB’dir. Okült güçleri onun için her zaman bir deneme olmuştur çünkü evi terk ettiğinden beri her zaman paraya ihtiyacı olmuştur. Fakat aldığı eğitim ve verdiği söz sebebiyle okült güçlerini kişisel çıkar için kullanması mümkün değildir. 1865’e kadar burada kalır. Sonra kesin olmamakla birlikte Balkanlara geçtiği söylenir.

1867’de İtalya’da Garibaldi’nin ordusunda Mentana Savaşı’ndadır. Savaşta sol kolu kırılır, sağ omzu ve bacağından yaralanır. Savaşta düştüğünde öldüğü sanılır ve geride bırakılır. Daha sonra bulunur. 1868’i İtalya’da geçirir, sonra Kuzey Afrika’ya geçer. İstanbul’da hocasıyla buluşur ve beraber Tibet’e giderler.

Hoca Kuthumi ve Hoca Morya’nın Himalayalarda Shigatze yakınlarında kaldığı yerde, Senzarca karakterlerden oluşmuş eski bir el yazmasını İngilizce’ye tercüme etmeye çalışır. Hocasının sayesinde Himalayalarda daha önce hiçbir Avrupalının gitmesine izin verilmeyen yerlere gider. Hocasıyla çalışmadığı zamanlarda spiritüel egzersizlerini yapmak ve İngilizcesini geliştirmek zorundadır. Çünkü yazmasının görevi haline geleceği eserleri İngilizce kaleme alacaktır. 1870’e kadar Tibet’te eğitimine devam eder.

Sonra hocası onu Avrupa’ya güvenli bir şekilde ulaştırır. Yunanistan’dan Mısır’a giderken içinde bulunduğu gemideki barut patlar, gemi paramparça olur. HPB kurtulan birkaç kişiden biridir. Fakat bütün eşyasını ve parasını kaybetmiştir. HPB Mısır’da ezoterik felsefeyi yayma girişiminde bulunur fakat başarısız olur. Filistin, Suriye, Lübnan’dan geçerek son kez Rusya’ya gider. 1873’te Paris’e geçer.

22 yıl süren gezilerin ve eğitimin sonunda Haziran 1873’te Paris’teyken hocasından Amerika’ya gitmesi gerektiğini söyleyen bir mektup alır. Hocasının isteği HPB için bir emirdir, bu askeri anlamda bir emir değildir, her zaman için seçme şansı vardır fakat HPB, okült emirler yerine getirilmediği zaman, yeni emirler gelmeyeceğini bilmektedir.

Paris’ten New York’a giden gemide birinci sınıf bir bilet alır. Bilet pahalıdır ve çok da parası kalmamıştır. Babasından New York’taki Rus Elçiliği yoluyla ona para göndermesini rica eder. Babası nereye göndereceğini bildiğinde, kızına her zaman para göndermiştir. HPB’nin bilmediği şey ise, mektup ona ulaşana dek babasının hayata gözlerini yumacağıdır.

Ertesi gün gemiye binmeden limanda ağlayan bir kadın ve iki çocuğu karşısına çıkar. Ağlayan kadına sorunun ne olduğunu sorar, kadın ona bilet aldığını fakat dolandırıldığını, biletlerin sahte olduğunu, yeni bilet alacak veya geldiği yere geri dönecek kadar bile parası olmadığını söyler. HPB liman çalışanlarının şaşkın bakışları altında kendi birinci sınıf biletini dört tane en ucuz biletle değiştirir. 10 gün boyunca geminin en kötü yerinde, aşırı kalabalık göçmenler ve farelerle birlikte yolculuk yapar. Temmuz 1873’te gemi New York’a varır, HPB Rus Konsolosluğuna gider, parasının gelmediğini öğrenir. Hocasının talimatları gelene kadar kendi hayatını kazanmaya çalışır.

HPB’ye Yardımcı Olan Kişiler

Ekim 1874’te bir New York gazetesi olan Daily Graphic’te Vermont’taki eski bir çiftlik evinde gerçekleşen paranormal olaylardan bahseden bir yazı görür. Bu yazıyı yazan gazeteci Albay Henry S. Olcott’tur. Hocasından beklediği talimat gelir ve hocası Vermont’taki eve gitmesini ister. Orada büyük işinde ona yardımcı olacak kişiyle tanışacaktır.

 

 

HPB ve Albay Olcott

Vermont’ta HPB, Olcott ile tanışır ve 17 Kasım 1875’te New York’ta Teozofi Cemiyeti’ni kurarlar. HPB hem Amerika’daki hem de Rusya’daki pek çok dergiye ve gazeteye okült konularla ilgili yazılar yazar. 1876’nın başında, gizli bir dünyaya kapı açacak ilk kitabını yazmaya başlar. İsmi Peçesiz İsis olan bu kitap, New York’ta yazılmıştır.

Olcott, Peçesiz İsis’in nasıl yazıldığını anlatır. Hoca Morya, Hoca Khutumi ve tarihte iyi bilinen eski bir Platoncu, HPB’nin bedeni aracılığıyla eseri kaleme aldılar. Hocalar onun aracılığıyla yazmadıklarında, ona farklı şekillerde yardımcı olurlardı. Kız kardeşine yazdığı bir mektupta HPB şöyle der: “Sevgili Vera, İsis’i yazıyorum, daha doğrusu onun bana gösterdiğinden kopyalıyorum. Gerçekten de bazen, Güzellik Tanrıçasının kendisinin tarif etmek zorunda olduğum geçmiş yüzyılların ülkelerinde bana yol gösterdiğini düşünüyorum. Gözlerim açık oturuyorum, her şeyi etrafımda gerçek olarak görüyor ve duyuyorum. Yazdığım şeyi aynı zamanda görüyor ve duyuyorum. Nefesim kesiliyor, en küçük bir hareketimle büyünün bozulmasından korkuyorum… Yüzyıllar ve görüntüler birbirini takip ederek, sihirli bir panorama gibi gözümün önünden geçiyor…”

Nadir bulunan, antik bir kitaptan alıntı yapması gerektiğinde, kitap gözünün önünde “astral ışıkta” beliriyordu ve o da gördüğünü kopyalıyordu. Kitabın ne kadarının Helena’nın kendisi tarafından, ne kadarının onun aracılığıyla çalışan Hocalar tarafından yazıldığını kimse bilmiyor. HPB medyum olarak düşünülmekten nefret ederdi, kendisine medyum diyen pek çok şarlatanla karşılaşmıştı, aradaki fark bu yaptığı şey için kendisinin özel bir eğitim almış olmasıydı. Yazım süresince HPB olarak anılmaya başladı. Hocalardan gelen mektuplarda HPB kadar iyi bir araç için çok uzun zamandır bekledikleri yazıyordu.

HPB’nin Peçesiz İsis’i yazdığı New York’taki apartman

HPB’nin Peçesiz İsis’i yazması iki yıl sürdü, bu kitap on dokuzuncu yüzyılda yaşayan halka antik ve modern bilim ve teolojinin anahtarı olarak sunuldu. Modern zamanlarda bilim ve teoloji ayrılmıştı fakat antik dönemlerde ikisi birdi ve Gerçeğe daha yakındı. “Spiritüel sezgi, fiziksel duyuların sınırlamalarını desteklemek için buradadır. Ayrı tutulduklarında bilim, içsel sesin yardımını reddeder, din ise tamamen dogmatik olur, ikisi de ruhsuz cesetlerden başka bir şey değildir. Ezoterik öğreti, her şeyin tek, sonsuz ve bilinmeyen Özden ortaya çıktığını öğretir.”

İnsan ruhunun, bu sonsuz Özün, Sebepsiz Sebebin bir parçası olması, ezoterik öğretinin temelidir. HPB, İsis’te buna bir giriş yapar ve daha sonra kaleme aldığı Gizli Öğreti’de bunu ayrıntılı olarak açıklar. New York Herald-Tribune, Peçesiz İsis’i yüzyılın en önemli eserlerinden biri olarak gösterir. İlk baskının bin kopyası dokuz günde tükenir. HPB’nin yaşam süresi boyunca on dört baskı daha yapılır. Günümüzde halen baskısı yapılmakta ve satılmaktadır. İsis’in teozofik düşüncelerin yayılmasında ve uluslararası oluşumun temelini hazırlamasında rolü büyüktür.

27 Haziran 1878’de Teozofi Cemiyeti’nin İngiltere’de şubesi kurulmuştur. On dokuzuncu yüzyıl emperyalizminin merkezi Londra’da Teozofi’nin var olabilmesi dünyadaki büyük değişim için çok olumlu bir gelişme olarak görülmüştür.

A.P.Sinnett

1879’da HPB ve Olcott, Hindistan’a gelir ve Bombay’da Teozofi şubesi kurarlar.

W.Q.Judge

Hindistan’daki en etkili gazetelerden biri olan The Pioneer’in editörü Alfred Percy Sinnett ile tanışırlar. Daha sonra kendisi de bir teozof olan A.P. Sinnett’ın Teozofi’nin Hindistan’da yayılmasında büyük katkıları olur. Teozofik düşünceleri yaymak için “Theosophist” isimli bir dergi çıkarırlar. 1882’de Teozofi Cemiyeti Bombay’dan, Hintli bir prensin bir arazi bağışladığı Madras’a taşınır.

Bu arada New York’ta kaldığı günlerde HPB önderliğinde okültizm çalışan WilliamQ. Judge, Amerika’da Teozofinin yayılmasında büyük rol oynamıştır. HPB Hindistan’da öğretiyi yayarken ve çalışmalarını yaparken Amerika’daki işi Judge devam ettirmiştir.

 

HPB’ye Karşı Olan Kişiler

Teozofi Cemiyeti kurulduğu zaman ona ilk karşı çıkanlar Spiritüelistlerdi. Bu kişiler medyumlar aracılığıyla ölen yakınlarıyla iletişim kurduklarına inanan, okült konularla kendi işlerine geldiği şekliyle ilgilenen kişilerdi. HPB’nin ortaya çıkıp onlara iletişim kurdukları kişilerin kendi yakınları değil, çeşitli elementaller ve astral kabuklar olduğu söylemesi, ayrıca okült gerçekleri onların görmek istediği şekliyle değil de oldukları gibi aktarması bu kişileri rahatsız etti. Çeşitli yayın organları vasıtasıyla HPB’ye saldırmaya başladılar. HPB teozofik öğretiyi aktarmasının yanı sıra kendisine ve kuruma yapılan bütün saldırılara yine yayın organlarını kullanarak cevap verdi. Yazdığı cevaplar ve yayınladığı makalelerin hepsi, okült birer ders niteliğindedir. Kendisine çok ağır eleştirilerde bulunulmasına rağmen, yazı tarzı her zaman karşıdakine öğretmek amacını taşır.

Bir başka saldırı Mısır’dayken tanıştığı ve Madras’a kabul ettiği Coulomb çiftinden gelmiştir. Teozofi Cemiyeti’ne beş parasız gelip HPB’nin himayesine sığınan bu kişiler, HPB’den ders almış ve onunla birlikte yaşamışlardır. Bayan Coulomb Teozofi’nin adını kullanarak kendi çıkarları için Hintli prenslerden para istemeye başlayınca HPB tarafından uyarılmıştır. Bunu kendine yediremeyen ve Teozofi’den kişisel çıkar elde etmeye çalışan Coulomb istediğini elde edemeyince Teozofi Cemiyeti’nden ayrılmış ve HPB’nin insanları dolandırdığı hakkında yazılar yazıp onu karalamaya çalışmıştır.

Saldırılardan biri bir zamanlar kendi öğrencilerinden biri olan Solovyov’dan gelmiştir. Solovyov, kendi ruhsal evrimini hiçe sayıp, HPB’nin sahip olduğu parapsikolojik özelliklere kısa yoldan sahip olmaya çalışmıştır. Bunun mümkün olmadığını, ruhsal evrim yolunda yürümesi gerektiğini söyleyen HPB ile ters düşmüş, cemiyetten ayrılmış ve daha sonra HPB’yi karalayan yayınlar çıkarmıştır.

İçerden gelen bu saldırılar karşısında bir gazeteci, HPB’ye parapsikolojik özelliklere sahip olmasına rağmen, kendi öğrencilerinden gelecek bu saldırıları nasıl öngöremediğini sorar. HPB şu cevabı verir: “Bir kişinin içinde iyi bir lanu olması için en ufak bir potansiyel bile varsa, hocalar lanu olma potansiyelini görüp o kişiye yardım eder.” Kendi öğrencilerine de her zaman insanların içindeki kötü yönlere değil, iyi yönlere odaklanmalarını söylemiştir.

En büyük saldırılardan biri de Hindistan’da bulunan Psişik Araştırmalar Cemiyeti’nde görev yapan Hodgson’dan gelmiştir. Hodgson, HPB’nin bahsettiği hocaların kendi uydurması olduğunu, yıllardır insanları kandırdığını, sözlerine güvenilmemesi gerektiğini anlatan 200 sayfalık bir rapor hazırlamış ve bütün Hindistan’a dağıtmıştır. Fakat bu büyük saldırı bile Teozofi’nin Hindistan’da büyük etki yaratmasını engelleyememiştir. Yoga ve Mahatma kültürüyle doğup büyüyen Hintliler, HPB’nin bahsettiği hocaların gerçek olduğunu biliyorlardı.

Madras’taki merkezde gerçekleşen ihanetler, saldırılar sonucu ve hocaların yönlendirmesiyle HPB Londra’ya gitmiş ve çalışmalarına hayatının sonuna kadar burada devam etmiştir. HPB ona saldıranlara karşı öfke ve nefret hissetmesinin doğru olmadığını biliyordu. Öğrencilerine her zaman doğru tepkinin sevgi ve merhamet olduğunu öğretmiştir. Gerçeğe karşı düşman trompetleri çalmaya başladığında, kalemi kılıcı haline gelmiştir. Bütün bu saldırılar ve giderek kötüleşen sağlığı söz konusuyken, 1885 yılında, en büyük eseri olacak Gizli Öğreti’yi yazmaya başlar.

Gizli Öğreti

Gizli Öğreti üzerinde çalışmaya başladığında Rus gazetelerinden teklif gelir, yazdığı makalelere karşılık ona para vereceklerdir. O sırada ziyaretine gelmiş olan kız kardeşi Vera bu teklifi reddeden ablasına “Neden?”, diye sorar, paraya ihtiyacın var. HPB cevap verir: “Hocam, tamamen Gizli Öğreti üzerine odaklanmamı istiyor. Zaten az kalmış olan yaşamsallık enerjimi önemsiz şeylere harcayamam.”

1886’da HPB çok ciddi bir hastalık geçirir, ölmek üzeredir. Daha önce onu defalarca kurtarmış olan Hocası yine gelir ve ona bir seçenek sunar. Ya ölecek ve acıları sona erecektir ya da Gizli Öğreti’yi yazmaya devam edecektir. HPB başladığı işi bitirmeyi seçer. “Zayıf olan insanları düşündüğümde, Gizli Öğreti onların tutunacağı dal olacak.” “Buz gibi soğuğum ve günde dört doz ilaç kalp çarpıntımı geçirmeye yetmiyor. Sadece Gizli Öğreti’yi bitirmeme izin verin. Hocalar, açıklayacaklarını hiç düşünmediğim Üçlü Gizemi açıklıyorlar…” Hocalar HPB’ye sadece Gizli Öğreti’yi yazacak kadar değil, Londra’da tamamen adanmış lanular için bir Ezoterik Okul açmasına yetecek kadar süre verdiler. Spiritüel evrimin dünyayı değiştiren öğretileri ve gerçek kardeşlik, Viktorya dönemi İngilteresi’nin güç politikalarının tam kalbinde, Londra’da öğretilmeliydi. Londra HPB’ye, teozofik bitkilerin yetişmesi için uygun ortama sahipmiş gibi görünmüyordu fakat tabii ki Hoca en iyisini bilirdi.

Dr. Archibald Keightly ve yeğeni Bertram Keightley HPB’yi Londra’da oturdukları eve davet ederler. Gizli Öğreti’nin yazılmış kısımlarını HPB’nin gösterdiği doğrultuda düzenlemeye ve bölümlere ayırmaya başlarlar. Achibald Keightley anılarında şöyle der: “Hayat benim için Gizli Öğreti’nin labirentlerinde uzun bir mücadeleydi. Madam Blavatsky, yazdığı metnin İngilizcesini düzeltmem için beni görevlendirmişti. Bir keresinde ‘siz çalışırken Gizli Öğreti’yi öğreniyorsunuz, peki ya halkın çoğunluğu ne olacak?’ diye sordu. Böylece, Işık Getiren anlamına gelen Lucifer dergisini çıkarmaya başladık.”

Eylül 1887’de HPB Keightly’ler ile birlikte, Gizli Öğreti’yi tamamlayacağı 17 Lansdowne Road’a taşınır. Bütün gün Gizli Öğreti’yi yazıp akşam da dersler vermektedir. HPB ile çalışanlar, bu kitabın sıradan bir şey olmadığını, çağlar boyunca yankılanacağını biliyorlardı. HPB onlara şöyle demişti: “Bu neslin çoğu kitabı anlamayacak. Fakat sonraki yüzyıl, onun kabullenmeye ve onaylanmaya başlanmasını görecektir.”

1886’da HPB, Judge’dan Gizli Öğreti’nin düzenlenmesi konusunda kendisinden yardım ister. Judge belli koşullardan dolayı gidemez. Daha sonra böyle bir fırsatı kaçırdığından dolayı ne kadar üzüldüğünü söyleyecektir.

Tanıklara ve HPB’nin kendi belirttiklerine göre Gizli Öğreti’nin yazılması başlı başına bir olaydır. Bir kısmı duyu işitme yoluyla Hocalar tarafından dikte edilmiştir. Bir kısmı Mahatmaların kendi yazıları olarak ortaya çıkmıştır. Hastalandığında HPB’nin yanında kalan Dr. Hübbe-Schleiden şöyle bir olay aktarır: ”O günlük çalışması bittiğinde yatağında uykuya daldı. Ben de yanındaki çek yatta uyudum. Uyandığımda çalışma masasının üstündeki elyazmalarında Hoca K.H’nin mavi mürekkeple yaptığı düzeltmeleri gördüm. Onların oraya nasıl geldiğini bilmiyorum, ben uyuduğum sürece odaya kimse girmemişti.”

Yazdığı pek çok şey “astral ışık” dediği şeyde ona görünürdü. “Hocam, Gizli Öğreti için astral ışığa bilinçli olarak sürekli bakmanın benim için zor olduğunu düşünüyor. Son on dört gündür görmem gerekenler rüyadaymışım gibi bana gösteriliyor. Büyük ve uzun kağıt rulolarına yazılmış şeyler görüyorum ve onları kaydediyorum.”

Fakat astral ışığa bakması bile hatadan yoksun olamıyordu. Sorun çıkaran şey, diyordu HPB, görüntünün aynadaki gibi ters olmasıydı. Bu yüzden kişisel yardımcıları ulaşması çok zor olan kitaplardan HPB’nin yazdıklarını kontrol etmek zorundaydılar. Bir keresinde öğrencilerinden biri Vatikan’daki elyazmalarında olan bir paragrafı doğrulamak zorunda kalmıştı. Bunu Vatikan’daki bir akrabası yardımıyla yapabildi. HPB’nin yaptığı alıntıda sadece iki kelimenin yanlış olduğu ortaya çıktı, ilginç olan ise bu iki kelimenin orijinal el yazmasında da silik ve okunmasının zor olduğuydu.

Archibald ve Bertram Keightley, British Museum’da yaptıkları uzun araştırmalardan sonra nadir kitaplardan alıntıları doğruladılar. Astral ışıktaki bu ayna görüntüsü sebebiyle HPB’nin sayfa 123 dediği şey, sayfa 321 çıkabiliyordu.

HPB’yi Lansdowne’daki evde pek çok bilim adamı ziyaret etti. Konuşmaları sırasında HPB’nin sözlerinde yanlış olduğunu düşündükleri şeyler bile daha sonra doğrulandı. Bilim adamlarının Gizli Öğreti’de fantezi olarak tanımladıkları şeylerin gerçek, kendi düşüncelerinin fantezi olduğu zaman içinde kanıtlandı. Gizli Öğreti, materyalizmin çıkmaz sokağında ışık arayan pek çok modern bilim adamı için anahtar oldu. Olcott’un deyimiyle: “Peçesiz İsis yeni bir çağ başlattı fakat Gizli Öğreti çok daha büyük, o sonsuzluğun kitabı.”

Ekim 1888’de Gizli Öğreti’nin ilk basımı yapıldı. Teozofinin Anahtarı ve HPB’nin Tibet’te öğrendiği bir metin olan Altın Öğütler Kitabı’ndan bir bölüm olan Sessizliğin Sesi daha sonra yayınlandı. 8 Mayıs 1891’de HPB çalışma masasının başında vefat etti. Son yazdığı cümle “Birliği koruyun” idi.

Sonuç

Kendisine yapılan bütün saldırılara rağmen Helena Petrovna Blavatsky’nin ve yazdığı eserlerin etkisi inanılmazdır. Materyalizmin doruk noktasını yaşadığı bir zamanda Batı dünyasına, ezoterik Doğu felsefesini getirmiş, insanlara hiç bilmedikleri bir dünyayı, spiritüel dünyayı tanıtmıştır. Ömrü okült gerçekleri aramakla daha sonra da aktarmakla geçmiş, kişisel hayatı tamamen reddederek kendini insanlığa adamıştır.

Tamamen cehalet içindeki bir dünyaya ışık olmasına rağmen, “Ben yeni bir şey yapmadım, sadece bu bilgileri bir araya getirdim” diyecek kadar alçakgönüllü, düşmanlarını affedecek kadar merhametli, son parasıyla ihtiyacı olanlara yardım edecek kadar cömerttir.

Yazdığı makaleler, Peçesiz İsis, Gizli Öğreti, Sessizliğin Sesi kitapları dünyayı değiştirmiştir. Gandi Bhagavad Gita’yı HPB’den öğrenmiştir, Einstein’ın çalışma masasında Gizli Öğreti bulunur. HPB’nin Gizli Öğreti’de bahsettiği şeyler, bilim tarafından yeni yeni kanıtlanmaya başlamıştır. HPB Gizli Öğreti’de atom altı parçacıklardan bahseder, kendisi vefat ettikten sonra elektron keşfedilmiştir. Kendisinin de söylediği gibi “Gizli Öğretiyi bu nesil anlamayacak ama bundan sonraki yüzyılda anlamaya ve onaylamaya başlayacaklar.”

Eserlerinde bütün bilimlerin, inançların, felsefelerin tek bir kaynaktan geldiğini, hepsinin kökünün aynı olduğunu vurgular. İnsanları, kendilerinin de bir parçası olduğu bu birliği keşfetmeye çağırır. Hayatını bu birliği anlatmaya adamış bu soylu hanımefendiyi, yazdıklarını öğrenerek, anlayarak ve yaşayarak onurlandıralım.

Helena Petrovna Blavatsky

DUYGU ALKAN, Haziran, 2014

2018-05-31T01:20:02+00:00

Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..