Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Hypatia

Hypatia

hypatia_1İskenderiyeli filozof, matematikçi ve astronomdur. Babası filozof Theon’dur. Hypatia’nın yaşadığı zamanda İskenderiye Roma’nın bir eyaletiydi. Şehir müze ve kütüphanesi ile ünlüydü. Kısacası zamanının kültür merkeziydi. Bu merkezde bulunan matematikçiler arasında Euclid (İ.Ö 300) aklımıza ilk gelenlerdendir. İskenderiye; felsefe okulu, kütüphanesi, müzesi ve her şeyden önemlisi eklektik olarak adlandırdığımız geniş bir bakış açısına sahip öğretisi ile çok meşhurdu. Zaman içerisinde pek çok defa saldırıya uğramış, en son İ.S.391’de şehirde bulunan ünlü Serafis Tapınağı ve ardından müze/kütüphane yok edilmiştir.

Hypatia oldukça zor ve kargaşa dolu bir dönemde yaşamıştır. İlk bilgilerini babasından almıştır. Babası eserlerinde de belirttiği üzere kendisiyle her zaman gurur duymuştur. Eğitiminin devamı için Atina’ya gittiğini biliyoruz. Kendisi burada çok iyi karşılanmıştır. Üniversite defne tacıyla onu ödüllendirmiştir. Daha sonra döndüğünde okulun yönetiminin başına geçtiği bilinmektedir.

Hypatia matematik, astronomi ile ilgili kitaplar yazmıştır ki bunlardan biri ‘Astronomik Kanun’ adlı bir eserdir. Eski diye adlandırılan bilgileri yeniden ortaya çıkarmış ve onlara hayat vermiştir. Öğrencilerine de bu bilgileri aktarmıştır. Genel eğitim seviyesinin düşük olduğu, mesafeleri aşmanın, bilgi edinmenin oldukça zahmetli olduğu kısacası tam anlamıyla her açıdan ortaçağın yaşandığı bir dönemde ışık olmuştur. Plotinus’tan, Platon ve Aristo’nun ve halkın öğrenmek istediği diğer eserleri şehrin ortasında halka yorumlamış ve bu öğretilere yeniden hayat vermiştir. Her zaman adil ve iffetli olarak anılmıştır. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte kaynaklar 355–370 olarak belirtmektedir. Günümüze kendisiyle ilgili papirüslerin kopyaları kalmıştır.

Eğer Hypatia ve Theon olmasaydı Ptolemy, Euclid ve diğer Yunanlı matematikçilerin eserleri günümüze ulaşamayacaktı. Kendisi ve babası, Ptolemy’nin astronomi kitaplarını düzenlediler ve yorumladılar. Ortaya çıkardıkları, canlandırdıkları bilgiyi öğrencilerine aktardılar. Yorumların bir tanesinin girişinde babasının “bu baskı filozof tarafından hazırlanmıştır, benim kızım Hypatia” yazdığını görüyoruz. Ptolemy’den başka Hypatia en az iki matematikçinin, Diophantus ve Apollonius’un çalışmalarını daha yorumlamıştır. Diophantus, İskenderiye’de 3.yy’ın ortasında yaşamıştır. Esas çalışması cebirdi. Cebirde sembol kullanabilen ilk cebir ustalarındandı. Daha eski matematikçiler örneğin Babilliler konuyla ilgili çözümler yazmışlardı. X kare İfadesi onlar tarafından kullanılmıştır. Diophantus, genel alan hesaplamalarında Y kullanmıştır. Böylece problemleri çözmek daha kolay hale geldi. Günümüzde Diophantus’un ‘Aritmetica’ adlı eserinin bazı bölümlerinin Arapça’ya çevrildiği ortaya çıkmıştır. Orta çağda Arap matematikçiler Avrupa’ya göre çok ilerideydiler. Arapça eserler daha anlaşılır açıklamalar içermekteydi ve daha dikkatlice yazılmışlardı. Bu eserlerde Hypatia’nın etkisinin olması çok muhtemeldir. Ayrıca Hypatia Apollonıus’un ‘Conıcs’ adlı eserini de yorumlamıştır. Bu çalışma (M.Ö 200) daireler, elipsler, paraboller, hiperparaboller gibi eğrilerle ilgilidir. Bunları Ptolemy astronomik hesaplarını yaparken kullanıyordu. 17.yy’da Descartes ve Fermat geometri ve cebiri bir araya getirip analitik geometriyi oluşturdular. Bu eserin korunması ve yorumlanmasında gene Hypatia’nın rolü olması kuvvetle mümkündür.

Diğer detaylı bilgilerimiz Hypatia’nın ölümüyle ilgilidir. Bu dönemi daha iyi anlayabilmek için genel duruma bakmakta fayda var.

O yıllarda İskenderiye şehri ( bu şehir Büyük İskender tarafından kurulmuştur) içindeki en önemli yapılardan biri dünyaca ünlü Serafis tapınağıydı. Bilindiği üzere Serafis Tıp Tanrısıdır. Ama daha önce Büyük İskender’in genarali olan ve ölümünün ardından Mısır’a gelip kendini firavun ilan eden Ptolemy bu Tanrı kültünü ilk yerleştiren firavundur. İlk başta şehir, bu külte karşı çıkmıştır. Ama firavun rüyasında bunun Osiris tarafından kendisine söylendiğini belirtmiş ve tartışmaları sona erdirmiştir. Bunun üzerine şehirde muazzam bir tapınak yaptırılmıştır.

Bu tapınak suni bir tepenin üzerinde 100 basamakla çıkılan bir yapıydı. Pek çok yapıdan meydana geliyordu. Bir tıp eğitimi yuvası ve tedavi merkeziydi. Ana bina içerisinde çok büyük bir Tanrı heykeli bulunduğu belirtilmiştir. İçeride çok miktarda değerli taşların bulunduğu bilinmekteydi. Bir tarafında üç başlı bir figür bulunduğu belirtilmektedir. Bu üç başlı figür aslan, kurt ve köpek figüründen oluşmaktaydı. Ayrıca bir yılan vücudu sarıp başta sonlanmaktaydı. Ayrıca Tanrı’nın başında tam oran ve ölçünün sembolü nilometre bulunmaktaydı. Tanrı heykeli altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kalaydan meydana geliyordu.

Bu yapı ve İskenderiye okulunun bulunduğu kütüphane ve müze Hristiyanlık için önemli engellerdi. Teodisius, imparatordu. İskenderiye piskoposundan eski dine ait her şeyin yok edilmesini istedi. Başpiskopos Theophilius elinde bir haçla ve ona eşlik eden rahiplerle tapınağa gitti. Tapınağın kolonlarını dışarı doğru çektirip parçalattı. Bu olayda pek çok tapınak görevlisinin, hekimlerin öldüğü bilinmektedir. Aynı yere bir kilise dikilmiştir. Bu hareket İskenderiye Okulu üzerine bir baskı kurmuş ve ayrıca fanatizmi de kuvvetlendirmiştir. İskenderiye piskoposunun yerini almak için baş diyakoz Timotheos ile rekabet halinde olan piskopos Cyril’in onun şehirdeki etkisinden ve liderlik özelliğinden hiç hoşlanmadığını kaynaklardan öğreniyoruz. Piskoposun şehirde rakibi sayılabilecek vali Orestes de Hypatia’nın dinleyicileri arasındaydı. Cyril, Hypatia’nın ölümünü doğrudan emretti veya halkı bunun için teşvik etti. Siyah kukuletalı, yaklaşık 500 kadar kalabalık bir fanatik grup bir sabah Hypatia evden çıkarken onu durdurup arabasından indirdi. Saçlarından sürükleyerek kiliseye götürdüler. Derisini deniz kabuklarıyla soyup kemikleriyle etlerini ayırdılar. Sonra bu güruh yaptıklarının dehşetine kapılarak onu kilisenin içinde yaktı. Olay şehirde büyük yankı buldu.

Hypatia’nın çalışmaları ve hayatı hakkında doğrudan bilgi veren 5 kaynak vardır.

Bu Kaynaklar:

* ‘Suda Sözlüğü’ eserinin giriş kısmı

* ‘Ecclesiastical History of Socrates Scolasticus’ eserinden bir pasaj

* ‘Nikiu’nun Kıpti (coptic) Piskoposu John’un Günlüğü’ eserinden bir pasaj

* Hypatia’nın öğrencisi Cyrene’li Synesius’un mektupları

Suda Sözlüğü: Bilimin kalesi manasına gelir. Pek çok otorite bazı bölümlerin kaybolduğuna inanmaktadır. Bu konuyla ilgili yapılmış iki çalışma mevcuttur, P. Tannery ve K. Praechter. Şu an kayıp olduğuna inanılan diğer bir çalışma Damascius’a aittir.

Ecclesiastical History of Socrates Scholasticus: 5.yy kilise tarihçisi (Atina’lı filozof değil) doğrudan Hypatia’dan bahseder. Olayların geçmişini ve sıralamasını verir. Socrates Hristiyan bir yazardır. Bu yüzden çalışması iyi korunmuştur. En iyi çeviri A.C. Zenos tarafından 1891’de yapılmıştır.

Nikiu’nun Kıpti(coptic) Piskoposu John’un Günlüğü: Günlüğün içinde Kıpti yazılar mevcuttur. Bu günlük Arapça ve Etyopya diline çevrilmiştir. Daha sonra İngilizce’ye de çevrilmiştir. 84. bölümde Hypatia’dan bahseder. Günlük oldukça Cyril yanlısıdır. Cyril filozoflara ve Yahudilere karşı mücadele ediyordu. Günlüğün taraflı olmasının sebebi Hypatia’yı bir pagan olarak gösteren Hristiyan yazarlardan dolayıdır.

Hypatia’nın öğrencisi Cyrene’li Synesius’un mektupları: En iyi bilineni öğrencisinden kalan mektuplardır. Synesius Hristiyan ve felsefe dünyası arasında bir orta figürdür. Hristiyanlıktan eklektik felsefeye geçmiştir. Hypatia’nın fikirlerinin en çok yankı bulduğu notlar ona aittir. Mektuplarında astronomiye ait bir enstrümanın yapımı, başka bir tanesinde bir hidroskobun (belki Tıp Tanrısı Serafis heykellerinin başında bulunan bir nilometrenin) tıbbi amaçla yapılması bulunur.

Diğer çalışmalardan 4 kısa bölüm: Bunlar, babası Theon’un, Ptolemy’nin ‘Almagest’ adlı eseriyle ilgili yorumunda 3. kitabın başlangıcı, Philostargius’un eklektik tarih adlı eseri, John Malalas’ın günlüğü ve Theophanes’in kronografisidir.

Hypatia’yı daha sonra orta çağda ünlü usta Raphael’in ‘ATİNA OKULU’ adlı eserinde görmekteyiz. Bu onun en büyük eserlerinden biridir. Raphael’in bu eseri Vatikan’da Papa Julius II döneminden Stanza della Segnatura’nın dört duvarından birinde yer almaktadır. Eserde Platon, Aristo, Sokrat, Ksenefon, Alkibiades, Büyük İskender, Zenon, Epikür, Federiko Gonzaga, Averroes, Pitagoras, Hypatia, Heraklitus, Diyojen, Euclid, Zoroastro, Ptolemy, Raphael ve Sodom’dan bahsedilmektedir. Usta eserine başladığında, kendisine sorulan bir soru üzerine Hypatia’nın “Atina okulunun en ünlü öğrencisi” olduğunu söylemiştir. Ona hemen bu kaydı değiştirmesi gerektiği aksi halde eserin yok edileceği söylenir. Bunun üzerine o da eserdeki kişiye Papanın yeğeni olan ‘Francesco Maria della Rovere’ (1490–1538) olarak değiştirdiğini belirtmiştir.

Hypatia’nın yaşadığı dönemden itibaren 1000 yıldan fazla süre geçmiş, ona rağmen Kilise Raphael’in O’nu eserine katmasını engellemeye çalışmıştır. Bugüne kadar söylenen sözler eserde belirtilenin Hypatia olduğunu fısıldamaktadır. Zaten eserdeki kişiliklere baktığımızda Hermes, Platon, Aristo, Diyojen, Zenon, Fucino, Alkibiades arasında sıradan birisinin bulunamayacağını anlayabiliriz. Ve Hypatia bulunduğu yerden bize hala gülümsemektedir.

Vecdi ALTINDAL

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 38

By | 2017-02-28T21:46:43+00:00 Aralık 3rd, 2016|Categories: Sokrates Öncesi|0 Comments