Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Kadın Filozof Hypatia

Kadın Filozof Hypatia

ezgi-uzgelGeçenlerde bir dergide benimle ilgili çok onur verici bir haber yaptılar Eskişehir’in Hypatia’sı diye. Bende kalbime bu kadar etki eden bu kadın filozofu tekrar hatırlamak ve hatırlatmak istedim, kimdi Hypatia?

Yönetmen Alexandro Amenabar Hypatia’nın hayat hikâyesini Agora isimli filmle çok etkileyici bir şekilde anlatmış. Film Türkiye’de gösterime girmedi ancak bu filmi ilk defa yıllar önce Aktiffelsefe’de 15 kişilik bir ekiple birlikte izledik. Film bittiğinde normalde üzerine konuşulur, yorum yapılır. Ama bu film bittiğine önce yerimizden bile kalkamadık, derin bir sessizlik kapladı odayı. Film herkes için etkileyici bir film, ancak sanırım bir felsefe okulunun ne olduğunu anlayan ve kadın bir filozoftan eğitim alan herkesi derinden sarsan bir film.

Hypatia MS 4. VE 5. Yüzyıllarda yaşamış bir kadın filozof, İskenderiye Eklektik Cemiyeti’nin o zamanki yöneticisi Matematikçi filozof Theon’un kızı. Bir felsefe okulunda eğitim almış, büyümüş ve şehrin önde gelen ailelerinin gençlerine eğitim veren olağan üstü bir kadın. Hypatia ile ilgili çok fazla kaynak bulmak mümkün değil ancak film bence bazı temel fikir ve özellikleri çok net anlatmış:

  1. Bir kadın hem güzel hem de ruhsal kapasitesi çok yüksek olabilir.
  2. Tarih boyunca bütün felsefe okulları bulundukları ülkenin, şehrin en önde gelen kişilerinin eğitim aldığı bulunduğu yerler olmuşlardır. (Filmde sonraki İskenderiye Valisi ve üst düzey dini yöneticiler gençliklerinde hep burada eğitim almışlar.)
  3. Felsefe Okulları politikaya karışmaz, taraf olmaz. Ancak isteyen politikacılara danışmanlık verir.
  4. Filozof, yani bilgelik aşığı (İskenderiye Eklektik Cemiyetindekiler için Filalethaein’lar yani Hakikat Âşıkları deniyordu) ruh bedenen önce gelir.

İskenderiye Kütüphanesi tarihte defalarca yakıldı. Hypatia tüm kadın filozoflar gibi kadın olduğu için de saldırıya uğradı. Vali, danışmanı ve hocası Hypatia olduğu yani bir kadını dinlediği için de rencide ediliyor filmde. “Kaç kadını dinlersin?” diyor din adamı filmde Roma’nın atadığı Vali’ye “kaç kadını dinlersin?”  “Sadece Hypatia’yı, başka kaç tanesinin sözünü dinlersin?” Bana da filmi izlememiş ve dini bir eğitim almış erkek bir tanıdığım böyle demişti: “erkek kadından üstündür” dedi. “Sen varsın ama kaç tane Ezgi var Eskişehir’de?”

Keşke ruhun cinsiyeti olmadığını bilseydik. Bilgelik hangi bedende, hangi milliyette, hangi coğrafyada, hangi inançta gelirse gelsin bilgeliktir. Biri diğerine üstün mü olmalı cinsiyetlerin, milletlerin, insanların, inançların. Yoksa her şey birbirini mi tamamlıyor mükemmel bir biçimde? Bir rekabet, bir yarış mı var? Sonra ilahi bir bütünlük mü?

Filmin senaryosundaki kurguya baktığımda inanılmaz etkileniyorum. Bizim aklımızın alabileceği kadarını anlatmış ama gerçek muhtemelen çok daha da etkileyiciydi.

Tarihten ders almak iyi olmaz mı, aynı acıları tekrar tekrar yaşamamak için? Bizler bir Hypatia değiliz. Dün konuşuyorduk bir arkadaşım dedi ki “bizde dağına göre kar vermek” derler. Evet, bir Hypatia olmadığımız için onun zorlu, büyük ancak şanlı kaderini yaşamayacağız. Ama hepimiz de dağımıza göre karımızdan sorumluyuz. Ondan kaçmayalım. Tarihi açıdan kendi üzerimize düşen sorumluluğu alalım…

By | 2017-04-20T21:04:23+00:00 Aralık 21st, 2016|Categories: Ezgi Uzgel|0 Comments