Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Konsantrasyon

Konsantrasyon

Konsantrasyon_1Konsantrasyonun genellikle ayrılmış veya dağınık olan şeyi bir noktada birleştirmek, toplamak olduğu öğretilmiştir.

Psikoloji okuduğumuz zaman, konsantrasyon bilincin en önemli özelliklerinden biri olarak anlatılır. O kadar önemlidir ki, konsantrasyon ve bilinç çoğu zamanlarda benzer kavramlar olarak kullanılır.

Gerçekten de böyledir: Zen uygulamalarında uzman olmadan diyebiliriz ki, bilinç “boşlukta” kaldığında genelde dağılır ve çok farklı dürtülerin peşinde koşar. Ve ardından önemli bir şey ile çalışmak zorunda kaldığımızda dağınık unsurları toplayabilmek için çabalamamız gerekir.

Belki de konsantrasyon gücümüz için en zorunlu noktalardan birisi şudur: Sadece bazı işleri başarabilmemiz için yoğunlaşmamız gerektiğine inanmak ve önemsiz olan diğer şeyler için bilinci isteğine veya gücüne göre serbest bırakmak.

Eğer konsantrasyon bilincin bir melekesi ise onu her an ve her işte kullanmak zorundayız. Bu ilk görünüşte zor ve sıkıcı gelebilir ama aslında öyle değildir. Herhangi bir işte yoğunlaşmak ve bu yüzden hangi öncelikleri taşırsa taşısın tüm yapmamız gerekenleri iyi şekilde yapmaya çalışmaktan başka hayatta daha ilginç bir şey olamaz. Konsantrasyon gerginleştiren bir çaba değil aksine kendi içimize doğru tutkulu bir yolculuk olmalıdır.Bilinç merkezdir. Aslında bize ait olan, ama yabancı gibi gördüğümüz bir merkez. Bir merkezimiz var ve ona ulaşmayı başarmalıyız. Bildiğimiz yerlere ulaşma gibi rahatlık ve sakinlikle ulaşmalıyız. “Benim merkezim” bizim için neden hala bir bilinmeyen olmaya devam ediyor? Çünkü o noktaya çok az sefer ulaştık ve sanki onu her zaman nesnel bir şekilde değerlendirmediğimiz önemli şeyler için saklıyoruz.

Konsantrasyonun küçük-büyük sırrı, bir yol açmak ve onu tanımak; merkeze ihtiyacımız olduğu her sefer serbestçe ona ulaşmakta saklıdır.

Konsantre olmak tamamen bir sanattır. Eylemlerimizin içeri doğru yönelmesi, merkezde kalma gücünü taşır. Ve buna rağmen eylemler doğal olarak dışarı doğru yönelir. Sunabildiğimiz en önemli örneklerden birisi genelde sanatçılardır. Müzisyenlerden her birisi ne çalıyor ve bunu hangi anda çalıyor konusuna konsantre olmak zorunda olan bir orkestra şefini düşünelim. Kendi hafızasında eseri tam olarak taşıyor ve buna rağmen kendi merkezinden besteler ve sanat parlaklığı ile akan müziği enstrüman tekniklerine dönüştürüyor.

Bir sınav yaklaştığında bizi konsantre olmaya mecbur ettiği örneğinden neden bahsetmeyelim? Sakin bir şekilde merkeze ulaşabilirsek, oradan topladığımız her şey sınav zamanı gelince emin bir ifadeye dönüşecektir. Eğer dalgınlık içinde konsantre olamıyorsak, bilebileceğimiz birkaç şeyin bize fazla faydası dokunmaz. Çünkü bunları diğer fikirlerle ilişkilendiremeyiz.

Çevremizden hatta kendi eylemlerimizden yalıtılmış veya onların içine düşmüş olarak bir merkezi kavramak çok zordur. Merkez tam tersine samimi bir merkezdir, bilincin ocağıdır; kendisine istediğimiz anda ulaşırız ve merkezden uzaklaşırız. Merkez eğer bir kafeste ise, konsantre olmak bizi zeki kişiler yerine nevrotik kişilere dönüştürecektir.

En güçlü melekelerimizden birisine çok az ilgi göstermemiz ne yazık! Konsantrasyon eksikliğinden yüzeysellik ve sürekli değişim eğilimi ortaya çıkar. Yüzeysellik açık bir neden taşır. Bu durumda bilincin en dış tabakasına hareket ederiz ve derinleşme imkanını kaybederiz. Değişim eğilimi aynı nedenlerle ortaya çıkar. Şeyler merkeze göre yüzeyde daha çabuk hareket eder. Merkez hareketsizdir, yüzey hareketlidir. Yüzeyde çeşitlilik ihtiyacı hakim olur ve şeyler yeni olduğunda bunların önemli olduklarına inanılmaya başlanır.

Televizyonda bir programdan başka bir programa atlayarak ‘zapping’ yapanlar, kitap sayfalarını atlayarak sonuca ulaşmaya çalışanlar veya tek bir konuya beş dakikadan fazla dayanamayıp fark etmeden başka bir konuya geçenler, onlar için hayat tarzı budur.

Konsantrasyon, merkeze ulaşmak ve merkezde olabilmek bize daha zengin bir iç hayat sağlar, bilgilerimizi güçlendirir, kendi kendimize güvenmemizi sağlar. İnsanlar arasında çok arzu edilen birlikte yaşamayı geliştirmek için çok değerli bir unsur olan diğer ‘insanlara önem vermeye’ yardım eder.

Sevgili okurlar, size vermek istediğim mesajı almanız için yeterince konsantre olmanızı dilerim.

Delia Steinberg GUZMAN

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı: 32

2017-04-03T19:41:32+00:00