Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Kuzey Avrupa Mitleri

Kuzey Avrupa Mitleri

Kuzey Avrupa söylencelerinin en eski yazılı kaynakları 13. yüzyıla aittir. İzlanda kaynaklı bu yazınsal eserler Orta Avrupa ve Germen mitlerinden çok kolay ayırt edilemeyen İskandinav mitlerini bir miktar özel hale getirir. İskandinav mitleri, Germen mitlerinden kolay ayırt edilemezler çünkü İskandinav kültürü, dili, uygarlığı gerçekte Germen dili, kültürü ve uygarlığının Kuzey Germen öbeğini oluşturur.

Genel bir yargı olarak Kuzey Avrupa dendiğinde belki coğrafi olarak ilk İskandinavya’nın akla gelmesinin yarattığı şartlanmayla bu bölgeyi Germen kültüründen ayrı görme eğilimi ortaya çıkıyor. Ancak kimi ayrımlara ve dildeki farklılıklara rağmen (ki gerçekte yukarıda da belirtildiği gibi tüm İskandinav dilleri Germen dil grubunda yer alır.)  İskandinav ve Germen kültür evreleri tektir. Ancak ‘’Germen ‘’ adının bugün farklı uluslar olarak yaşamlarını sürdüren halklardan özellikle birbirine ait gibi algılanması nedeniyle ve ‘’İskandinav’’ kelimesinin de kapsamı daraltması nedeniyle, konuyu ‘’Kuzey Avrupa Mitleri’’ olarak anmayı daha uygun bulduk.

Söz konusu mitlerin taşıyıcısı niteliğindeki kuzey halklarının öykülerinde, söylencelerinde ilk olarak bir belirlenmişlik duygusunun yoğunluğu hissedilir. Yaşanan her şey katı bir şekilde belirlenmiştir. Bu sert yazgı anlayışı, Kuzey halklarının sert mizaçlarının bir ürünüdür adeta. Fakat sert mizaç aynı zamanda bu belirlenmişliği kabul eder, önünde eğilir, saygı gösterir. Bugün belki de boyun eğiş ve yazgıya teslimiyet olarak algılanabilecek bu tavra bir başka açıdan bakıldığında, bu halkların güçlü bir şekilde yaşattıkları inanç alanına girmeyi başarırız.

İlk Kaynaklar

Kaynaklar birbirinden çok farklı ve aynı değeri taşımayan niteliktedir. Arkeolojik bulgular, Roma döneminden kalma birkaç yazınsal eser (Tacitus’un ‘’Germania’’sı gibi), Hiristiyan misyonerlerin ilk izlenimleri ve tavırları ile İzlanda edebiyatının ürünleri olan birçok şiir ve anlatı…

Kuzey halklarının kurduğu uygarlıklar arkeolojik olarak M.Ö.600’lerde Kuzey Avrupa’da tespit edilmiştir. Bu kitle Hint-Avrupa halklarını oluşturan bir guruptur. M.Ö. I. Yüzyılda hayvancılık ve tarımla uğraştıkları, yerleşik düzeni benimsedikleri görülüyor.

Bu halkların dinsel ve mitolojik kimliklerine ait en önemli kaynaklar Vikingler dönemine kadar uzanır. Çok daha eski olan metinlerin ilk yazıya aktarıldığı ve sistematize edildiği dönemdir bu. İzlanda dilindeki ‘’Edda’’ yirmi sekiz şiir içerir. Bunlardan on tanesi tanrılara on sekizi ise kahramanlara adanmıştır. İlk Edda, İzlandalı tarihçi Snory Arluson’un (1179-1241 ) kalemiyle günümüze kadar taşınmıştır. Edda’nın bu versiyonunda yer alan girişin tümü ‘’Gylfaginnig’’ adeta Norveç mitolojisine de bir giriş niteliği taşır.

Kozmogoni Ve Teogoni

Mircea Eliade ‘’A History of Religious İdeas-Dini Düşünceler Tarihi’’ adı eserinde, Snorri Sturlusson’un Edda’sında, ‘’Yaratım’’ın tam kaydının Gylfaginnig bölümünde belirtildiğini fakat ana metnin ‘’Voluspa’’ (Völva’nın Kehaneti) olduğunu belirtir. Bu bölümlerin yazımı Pagan döneminin son yıllarında gerçekleşmiştir.

Gylfaginnig’ de kozmogoni Edda’nın üç şiirine, ‘’Vafthoedhnismal’’, ‘’Grimnismal’’ ve ‘’Voluspa’’ ya dayanmaktadır.

Voluspa’ya göre başlangıçta sadece Ginnungagap isimli büyük boşluk vardır. İlk oluşan Muspelheim’dır. (Savaşçıların Evi). Ginnungagap’ın güneyinde, sıcak, parlak alevler içinde bir dünyadır. Kıvılcım ve parıldayan korlar saçarak ortaya çıkar ve dev  Surtr tarafından korunur.

İkinci oluşan; Ginungagap’ın kuzeyinde ölümün dünyası Niflheim’dır (Sisler Evi). Ortasında on bir ırmağın doğduğu Hvergel ( kaynayan kazan ) pınarı vardır. Bu ırmaklar köpüklerindeki zehir yüzünden buza dönüşür.

İnsanlardan önce buz devleri uzun yıllar yaşarlar. Muspelheim’den gelen sıcak hava, Niflheim’den gelen buzlarla buluşur ve eritir.

İlk yaşam eriyen zehirin köpüğünün damlalarından Ymir adlı devle oluşur. Sonra besleyici Audhum (inek) ile ortaya çıkar. Bunu Buri’nin ortaya çıkışı izler, ki onun oğlu Borr, Bolthorn’un kızı Bestla ile evlenir ve üç oğul dünyaya getirir: Odin, Vili ve Ve.

Bu üç kutsal kardeş dev Ymir’i öldürürler ve Ymir’in kanı Bergelmir ile ondan gelen ırklar dışındaki tüm devleri yok ederler. Tanrılar Ymir’i Ginnungagap’ın ortasına taşırlar. Ymir’in eti yeryüzünü, kanı suları, kafatası göğü, kemikleri dağları, saçları ağaçları meydana getirir. Gökyüzündeki yıldızların hareketi tanrılar tarafından düzenlenir. Ve bunlar Müspell’den kaçan kıvılcımlardır.

Tanrılar Ashgardhr’ı meydana getirdikleri zaman yaratılış sona erer. İlk çift, okyanusun kıyısında bulunan Askr ve Embla isimli iki ağaçtan Odin tarafından yaratılmıştır. Onlara hayat veren Odin’dir., fakat Hoenir onlara hissetme, Lodhurr ise konuşma yeteneği verir.(1)

Bu süreç Edda’da şu dizelerle aktarılır:

‘’Güneş bilmiyordu

  Meskeninin neresi olduğunu

  Ay bilmiyordu

  Gücünün ne olduğunu

  Yıldızlar bilmiyordu

  Durağın nerede olduğunu ‘’

Böyleyken tanrının oğulları deniz kenarında gezintiye çıktılar. İki tane ağaç gövdesi buldular ve onları ilk kadın ve erkeğe çevirdiler.

‘’Odin onlara ruh verdi

  Hoenis onlara his verdi

  Loki (Lodik) onlara kan verdi

  Ve güzel renkler ‘’(2)

Bu şekilde eser, tanrıların yaradılışı, evrenin güçlerinin ortaya çıkışı ve insanın yaratılışını sunar. Kuzeyin yaratılış söylencesi, temel konu olan iyi ve kötü güçler arasındaki savaşı ortaya koyar. Evrenin kaderi yaradılıştan yok oluşa, tanrıların ve ölümlülerin kaçınılmaz sonlarına kadar izlenir.

Edda’da, bütün mitolojilerde rastlayabileceğimiz Kozmik Ağaç Sembolojisi de önemli bir yer tutar. Kozmik Ağaç ‘’Yggdrasill’’ olarak adlandırılır. Tanrılar konseyi hergün bir dişbudak ağacı olarak tasvir edilen Yggdrasill’de buluşurlar. Ölülerin (Hel) kökü, buz  devlerinin kökü, insanların kökü onun ayağından çıkar. Urdhr kaderin kaynağı, Mimir bilginin kaynağı, Huergelmir ise yerden çıkan ırmakların kaynağıdır.edda’da yer alan bu Kozmik Ağaç’ın kabuğundan çıkan hayat verici sıvının adı ise “Aurr”dur.(3)

Bu mitteki kozmogonin, Antropomorfik Varlığın ölümü üzerine kurulu olması Tiamat, Pruşa ve P’an-Ku gibi doğu mitlerini akla getirir. Dünyanın yaratılışı kan akıtılmasının ve kurban verilmesinin bir sonucudur.(4)

Bu oldukça arkeik kurban düşüncesi, doğal olarak Kuzey halklarının yaşayışını derinden etkileyen bir olgu olmuştur. Kuzey dinindeki insan kurban edilen törenlerin önemini belirlemiştir. Böylesi bir kurban ediş, bu halkların inançlarına göre “ilksel ilahi eylemin” yani “ilk kurban” ile başlayan yaratılışın bir yeniden canlandırması olacaktır.(5) Ymir, mitosta çift cinsiyetli olarak görülür.(6) Bu özelliği ile ilksel erkeği ve kadını yaratan da o olmuştur. Bu anlamda ymir tam anlamıyla bir toplam, birlik fikri oluşturur. O hem tanrıların hem de Deomonik Devlerin kaynağıdır.

Teolojik olarak Tanrılar iki sınıfa ayrılırlar; Aesir ve Vanir. Asgardhr Aesir’lerin ülkesidir ki bu soyun en önemlileri Tyr, Odin, ve Thor’dur. İlk ikisi Vedik Hindistan’daki Mithra ve Varuna gibi en yüksek derecedeki bionominal ilahiyetlerdir. Thor ise elindeki çekiçle devlerin en büyük düşmanıdır; bu özelliğiyle doğudaki İndra’nın savaşçı özelliğini yansıtır. (7)

Diğer yandan Vanirler arasındaki en önemli karakterler Njörd, Feyr ve Freyja’dır ki bunlar doğurganlık, verimlilik neşe ve barış ile tanımlanabilecek özellikleri ile bilinirler. Aralarındaki uzun ve sert savaşın sonunda Aesirler’den Mimir ve Hoenir, Vanirler’in ülkesine, ve Vanirler’den de  Njordhr ve Freyr Aesirler’in ülkesine yerleşirler. (8) Tanrıça Freya’nın savaştaki rolü net değildir, fakat savaşın sonunda verimlilik ve refah getirir, aynı zamanda Odin’e de büyü sanatlarını öğretir.

Thor, Odin ve Frigg’in oğludur. Odin’den sonra ikinci gelir. Ona, gücüne ve güvenirliğine ihtiyaç duyan köylüler tapar. Thor’un çekici Mjollnir, gök gürültüsü ve şimşeğe neden olur, böylelikle ürünün bereketi olmasını sağlayan yağmurla    ilişkilendirilir. Thor, çekicini, tanrıların evi Asgard’ı ve ölümlülerin evi Mifgard’ı kötü devlerden korumak için kullanılır.

Frey, üçüncü önemli Kuzey tanrısıdır. Deniz bereketinin tanrısı Njord’un oğludur. Ve babası gibi bereket tanrısıdır. Frey, güneşin ne zaman doğacağını, yağmurun ne zaman yağacağına karar verir. İnsanlar ona, babasına ve kız kardeşi Freya’ya bol ürün ve çocuk için dua eder.(9)

İskandinav mitlerinde yer alan tanrılara ve işlerine bir göz atmak gerekirse genel çerçeveyi şöyle belirtebiliriz:

Odin : (ya da öfkeyle kabaran anlamında Woden) Bor ve Bestla’nın oğlu, tanrıların en yaşlısı, en büyüğü ve ölümlülerin babası, savaş tanrısı.

Frigg: Odin’in karısı, tanrıların annesi, en önemli tanrıça, Ulu ve Ana Tanrıça

Thor: Odin ve Frigg’in oğlu, ikinci büyük tanrı, tüm tanrıların ve ölümlülerin en güçlüsü.

Baldr: Odin ve Frigg’in oğlu, tanrıların en yumuşağı ve en sevileni.

Hoder: Odin ve Frigg’in oğlu, Baldır’ın kör kardeşi

Hermod: Odin ve Frigg’in yürekli oğlu

Bragi: Odin ve Frigg’in oğlu, İdun’un eşi, bilgelik ve şiir tanrısı.

İdun: Bragi’nin karısı, sonsuz gençliğin altın elmalarını korur.

Njord: (Gemikuşatan ya da deniz anlamında) Bereket tanrısı, rüzgar ve denizin yöneticisi.

Frey: Njord’un oğlu, bereket ve ölümlerin tanrısı, güneşin ve yağmurun yöneticisi, üçüncü önemli tanrı.

Freya: Njord’un kızı, ulu ya da Ana Tanrıça, aşkla ilgili öğütler verir, ikinci önemli tanrıça.

Heimdal: Eski Hint-Avrupa ateş tanrısı, Hindu  ateş tanrısı Agni’nin benzeri, tanrıların nöbetçisi.

Hoenir: Eski Hint-Avrupa tanrısı, Bor ve Bestla’nın oğlu, Odin’in kardeşi, Odin ile birlikte ölümlülerin babası, onlara zeka ve duygu sağlar, Ragnarok’tan sonra kurtulan tanrıların yöneticisi.

Loki: İki buz devrinin çocuğu, ancak tanrı (Aesir) olarak da kabul ediliyor, çatışma ve kavgaların mimarı olarak göze çarpıyor.

Hel: Loki’nin kızı, Niflheim’daki ölülerin yöneticisi.

Tanrıların Kaderi; Ragnarok Ve Dünyanın Sonu

Dünyanın sonu İskandinav mitolojisinde dev Loki’nin aktivitesi sonucunda gerçekleşir. Loki, Angrbodha ile çiftleşir ve kurt Fenrir ve yılan Midhard doğar. Edda’da Loki kötü olarak gösterilmez. Ona atfedilen kötülüklerin büyük bölümü geç döneme ait bir şiir külliyatı olan Lokasenna’da geçer.

Dünyanın sonunun başlangıcı olan olaylar silsilesi Odin’in oğlu Baldr’ın öldürülmesiyle başlar. Baldr çeşitli mitolojilerde, öldürülüp ruhlar diyarına giden ve sonra yaşama geri dönen çok sayıda bereket tanrısından biridir. Bu yaşam, ölüm ve yeniden doğuş modeli doğada görülen, baharda doğuş, yazın olgunlaşma, sonbahar ve kışta ölümden sonra, baharda yeniden doğuşun döngüsel modelini yansıtır. Efsane, Kuzey tanrılarının hayatta ve iyi olduğu yaşamın düzen içinde devam ettiği bir dönemde başlar. Baldr’ın ölümü dünyanın yıkımını başlatacak olaydır. Ragnarok’un son büyük savaşında devler ve tanrılar birbirlerini yok ederler. En sonunda da bütün dünya önce ateşle sonra da tufanla yok olur.

Tanrıların Baldr’i dünyaya getirecek güçleri yoktur. Önce dünya ölmelidir. Baldr ancak, dünya tufandan (taze, bereketli, yeni bir tanrı soyuyla yeni bir insan soyunu beslemeye hazır olarak) çıktığında tekrar görünür.

Bazılarına göre Baldr, ismen bereket tanrısıdır. İnsanlara belli ürünleri nasıl yetiştireceklerini öğretir. Buna karşılık en erdemli tanrının öldürülmesi toplumun ahlaki çöküntüsünün göstergesidir.

Baldr, ölümden sonra yeniçağda yaşamak için dönen tek önemli Kuzey tanrısıdır. Maddi varlığı yok olduktan çok sonra bile gölgesi kalır.

Loki, Baldr’ı hile yoluyla zehirleyerek öldürdüğünde, ceza olarak tanrılar Loki’yi kendi oğullarının bağırsakları üstündeki bir taşa bağlarlar. Buradaki bir yılan ona binlerce işkence eder. Fakat gün gelecek, dünyanın sonu gelmeden az önce Loki işkence çektiği bu tutsaklıktan kurtulacaktır.(10)

Ragnorok  (Tanrıların Kaderi) ve dünyanın sonu kısa süreli bir seyir değildir. Tanrılar kendi aralarında bir savaşa girişirler. Bu savaş boyunca açgözlülük Asgard’ın içine işler. Sondan bir önceki faaliyet Baldr’ın öldürülmesidir.  Sonuncu olay ise, Aesirlerin egemenliğinde yaşayan Loki ve onun soyundan gelen kurt Fenrir ve kozmik Büyük Yılan’ın güçlerinin her yeri kaplamasıdır. Loki ve soyu ile birlikte kozmosu ateşe veren ateş cinslerinin yöneticisi Müspell’in efendisi Surtr’dan oluşan güçler Asgard’a saldırır. Kurt Fenrir Odin’i öldürür. Odin’in oğlu Vidharr ise Fenrir’i yok eder. Thorr ve Büyük Yılan birbirlerini öldürürler. Frey Surtr tarafından öldürülür ve tüm semavi ışıklar söner, karanlığa gömülen yeryüzü deniz tarafından yutulur. (11)

Bunlar Edda’da şu dizelerle aktarılır:

Gangleri sordu:

Bana Ragnarok hakkında ne anlatabilirsiniz? Ondan kaçmanın bir yolu var mıdır?

Yüce olan yanıtladı:

Baldr’ın ölümü Ragnarok’un yaklaştığının ilk işareti olacak. Loki hem Baldr’ın ölümüne hem de Hel’le birlikte hapsedilmesine neden olacak. Ceza olarak Tanrılar Loki’yi Ragnarok gelinceye kadar bir mağaraya hapsedecek.

Yüceye denk olan ekledi:

Sonra dünyanın her yerinde üç kış boyunca kanlı savaşlar olacak. Kardeş kardeşe kılıç ve balta ile saldıracak ve ikisi de ölecek. Fücur ve zina yaygınlaşacak. Hiçbir ölümlü diğerine merhamet göstermeyecek. Şeytanlık dünya üzerinde aileler, arkadaşlar, kabileler arasındaki ilişkileri yok ederek vahşice dolaşacak. Sonunda dünya harabeye dönecek.

Üçüncü ekledi:

Her biri bir yıl boyunca sürecek aralarında yaz olmayan üç korkunç kış; yıkıcı rüzgarlar, ağır soğuklar ve sonsuz kar getirecek.

 Yüce olan devam etti:

 Kurt Hati sonunda güneşi yakalayıp onu yutacak ve Kurt Skoll da sonunda ayı yakalayıp yutacak. Dev Surt gökleri kavuran alevlerle paramparça ederek,parlayan yıldızların ateşler içinde patlayarak dünyaya düşmelerine neden olacak.Yeryüzü o kadar güçlü sallanacak ki,ormanlardaki ağaçların kökleri dışarı çıkacak ve dağlar devrilecek.Bu korkunç kargaşa Loki’yi, Midgard’ı saran tuz denizinin derinliklerinde yatmakta olan Dünya Yılanı adlı canavar ejderhayı serbest bırakacak.Yılan fışkıran zehiri ile denizi ve gökyüzünü zehirliyerek ve Midgard üzerinde patlayacak dev dalgalara neden olacak devinecek

 Yüceye denk olan ekledi:

 Fenrir, ağzını hevesle açılmış olarak Vigrid düzlüğüne doğru ilerlerken, gözlerinden ve burun deliklerinden alevler fışkıracak. Orada, Buz devleri, Dünya Yılanı ve Tüm diğer kötü yaratıkların toplantısına katılacak. Heimdall, tanrılara Ragnarok’un geldiğini bildirecek.

 Üçüncü dedi ki:

 Odin Fenrir ile savaşacak. Thor, Dünya Yılanı ile kapışacak ve Frey,Surt ile karşılaşacak.Kurt Fenrir Odin’i bütünüyle yutacak.Ancak savaşçıların en vahşisi,Odin’in oğlu Vido,Fenrir’in çenesini yırtacak ve onu öldürecek.Thor yılanı öldürecek ama onun zehrinden kendisi de ölecek.Heimdall ve Loki birbirlerini öldürecekler ve Surt da Frey’i öldürünce,yüceler yok edilmiş olacak.

 Yüce olan sözlerini tamamladı:

 Ateş saçan kılıcından gelen alevlerle Surt, bütün dünyayı yakacak. İnsanlar korku içinde evlerini terk edecek. Kaderi ölüm olan, talihsizlikle titreyen insan soyu, Hel’e katılmak için yollara düşecek. Sonunda kömürleşmiş ve mahvolmuş dünya denize gömülecek.

 Gangleri haykırdı:

 Ne korkunç! Bütün dünya yanıp tanrılar ve insanlar öldükten sonra ne olacak?

 Yüce olan ekledi:

 Dünya yaşam dolu ve yeşil olarak bir kez daha denizden yükselecek. Kartal bir kez daha balık yakalamak için dik kayalıklardan havalanacak. Güneşin kızı, annesinin eski yollarından ilerliyecek ve dünyayı ışığıyla aydınlatacak. Asla tohum ekilmemiş olan tarlalar ürün verecek.(12)

 İskandinav mitolojisinin dünyanın sonu ve yeniden hayatın başlaması ile ilgili bu bölümlerini Yunan mitolojisi ile karşılaştırırsak, özellikle Loki’nin Prometeus ile olan benzerliği dikkat çekiyor. Bir yüzyıldan uzun bir süredir, Loki’nin ateş tanrısı olduğu ve Hristiyan mitosları ile karşılaştırıldığında İblis’e karşılık geldiği, Yunan inanışları ile karşılaştırıldığında ise uygarlaştırıcı Titan Prometeus olduğu konusunda görüşler öne sürülüyor. Bu konuda yine Edda’ya başvurabilirsiniz:

 Loki bir Aesir’di. Tanrının sahilde yürüyüşü sırasında Odin ile onun da varlığını okuyoruz. Loki işleri sırasında Odin’e yardım etti. Tanrılarla sık sık geziler yaptı, bazen arkadaş olarak. Loki şeytandı.

 Simrock dedi ki:

 Ateş Loki’nin köklerinde yatar ve hava Odin’inkinde yatar. Ateş iyidir ve şeytan içerir. Ama genelde yıkıcı güçtür. Çünkü şeytanın kalbinin, düşüncesinin başlangıcıdır.(13)

 George Dumezil’e göre, Mahabaratha ve Edda arasındaki uyumluluk, dünyanın tahribine neden olan İyi ile Kötü arasındaki ilişkileri ele alan engin, kapsayıcı bir eskatolojik(24) mitin varlığını kanıtlıyor. Ki bu da mitin Hint-Avrupa halkalarının ortaya çıkışından daha önce varolduğunu gösteriyor. Dumezil’e göre karşımızda duran, Hint-Avrupa eskatolojik mitinin İskandinav versiyonudur. (15)

 İskandinavlarda Savaş ve Ölüm

 Odin ile Varuna arasında bir benzerlik kurulmasına karşın, Odin diğerlerinden farklı olarak bir savaş tanrısıdır. Dumezil “Germenlerin ideolojisinde ve eylemlerinde savaş her şeyi kapsar, her şeyi renklendirir.”(Les dieux des Germains, sayfa 65) diyor. Öncelikle askeri mücadele kurban edişe dönüştürülür: Hem zafer kazanan hem de yenilen Tanrıya kan sunmuştur. Fakat kahramanca ölmek tercih edilen bir dini deneyim olarak görülür. Odin’in savaşçıları, kahramanca ölenler, ölümden sonra Cehennem tanrıçası Hel’in evine değil, göksel saray Vallhala’ya giderler. Savaşçının ölümü gerçekte bir vecd, şaman, bir ermiş haline dönüştürür.(16)

 Odin aynı zamanda Wodan olarak anılır. Wodan, wut kökünden gelir ve literal olarak “öfke” anlamını taşır. Bu tümüyle genç savaşçıların tipik yönelimine bir referanstır: onlar saldırganlık ve korkunç bir öfke içinde insaniyetten sıyrılmışlardır. Ynglinga Saga’ya (bölüm 6) göre Odin’in savaşçıları zırhsız bir şekilde gitti, tıpkı köpekler gibi, kurtlar gibi vahşice saldırdı ve kalkanlarını (düşmanın) çiğnediler, ayılar ve boğalar kadar güçlüydüler. Onları ne ateş ne de çelik yaralayamaz. Bu Bersekir’lerin öfkesidir” dizeleriyle tanımlanır. Bu savaşçılar için “Bersekir” teriminin yanı sıra “kurt postu kuşanmışlar” anlamına gelen “Ulfhednar” da denir.(17)

 Bu savaşçılar için savaş bir inisiyasyon gibidir. Bir erginlenme, yükselme, sırlar dünyasına giriştir. Vallhala savaşçılara göksel dünyanın, semavi hayatın kapılarını açar. Odin-Wodan ise aynı zamanda ölümün ve onun sırlarının tanrısıdır. Edda’da Kahraman Sigurd’a ölümle ilgili ne düşündüğü sorulduğunda şu dizelerle yanıt verir: “Ölümden korkmuyorum, çünkü hayatın en büyük ödevini yerine getirdim!(18)

Nejat Kesler, Melek Alpak, Nilüfer Karabulut, Gülseren Küpeli, Mehmet Ali Akaya Polat

Dipnotlar:

 1. Eliade MİRCEA, “Dinler Tarihi Sözlüğü”,sayfa:78

 2. Keary A.& E. ,”The Heroes of Asgard”

 3. a.g.e.

 4. Eliade Mircea, “A History of Religious Ideas, Cilt 2,sayfa:156

 5. a.g.e.

 6. Ymir, Sanskritçe Yima ile karşılaştırlır ve “çift cinsiyet” anlamına gelir,(Eliade Mircea, “A History of Religious Ideas”, Cilt 2,sayfa:156)

 7. a,g,e,

 8. a,g,e,

 9. Rossenberg Donna, Dünya Mitolojisi, sayfa:309

 10. Eliade Mircea, “Dinler Tarihi S özlüğü”, sayfa:78

 11. a.g.e.

 12. Rossenberg Dona, Dünya Mitolojisi, sayfa: 317-318

 13. Keary, A.& E. , “The Heroes of A SGARD”, sayfa:28

 14. Eskatoji: Dünynın,hayatın sonuna ve ölümden sonraki hayata ilişkin olan bahis

 15. Eliade Mircea, “ A History of RALİGİOUS Ideas,Cilt 2,sayfa:168-169

 16. a.g.e.

 17. a.g.e.

 18. Keary A. & E. , “ The Heroes of Asgard”

Kaynaklar:

 Eliade MİRCEA,” A History of Religious Ideas”, Cilt2,The UNİVERSİTY OF Chicago Pres,1984

Eliade Mircea,”dinler Tarihi Sözlüğü”, İnsan Yayınları,1997

Keary A.& E. , “The Heroes of Asgard”,Macmillan Place of Publications,1979

Rossenberg Donna , “ Dünya Mitolojisi”,İmge Kitapevi,1998

Campbell Joseph, “Tanrı’nın Maskeleri-Batı Mitolojisi”, İmge Yayınları

By | 2017-07-22T22:16:21+00:00 Mart 16th, 2017|Categories: Mitoloji-Din|0 Comments