Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Müzikle Tedavi

Müzikle Tedavi

Müzik sesiyle tanışmamız belki de anne karnında başlar ve ninni sesiyle devam eder ve hayatın tüm evrelerinde ayrılmaz bir parça olur. Hayatımızın bu kadar içinde ve ayrılmaz bir parçası olan sesler, tınılar, ritimler zaman zaman bizi eğlendirir ve bazen de hüzünlendirir. İnsanoğlu sevincini, hüznünü, aşkını, Tanrı’ya yakarışını kısacası tüm duygularını notalara ve sözlere döker. Müzik tüm insanlığın ortak lisanıdır.

Müzik Yunanca mousa kelimesinden gelir. Mitolojiye göre Zeus’un kızı sayılan dokuz ilham perisi vardır ve bunlara mousa (müz) adı verilmiştir. Eski Yunanlılar onların tüm dünyanın güzelliklerini ve ahengini düzenlemekle görevli olduklarını söylüyorlar. Mitolojide Euterpe, müzik müzüdür. Heseidos’a göre, Zeus ve hafıza tanrıçası Mynemosine’in evliliğinden dokuz ilham perisi doğar.

Yaşamla iç içe olan müzik hakkında neler biliyoruz ve günlük hayatımızda bu sanattan yeterince faydalanıyor muyuz? Dinlediğimiz müziği seçerken yeterince bilinçli miyiz yoksa bir radyo veya tv’nin açık kalmış kanalından duyduğumuz herhangi bir melodiyle idare eder durumda mıyız?

Aslına bakarsak insanlığın müziğin etkilerinden haberdar olması ve bundan faydalanmayı bilmesi neredeyse müziğin başlangıcı kadar eskidir. Kibalyon’un “evrenin tamamı bir titreşimdir” aforizmasından yola çıkacak olursak müziğin kaynağına gitmeye başlarız. Fizik bedendeki en temel şey nefestir ve bir sese sahiptir. Nefesle beraber kalp atışlarımız bu sese eklenen ilk ritimdir. Bu şekilde ilk müzik, insan bedenindeki hareketle başlamış olur. Bu armoni devam ettiği sürece sağlık mevcuttur. Müziğin insan bedenine olan etkisi ve bu etkinin gücünü bilenler onu bozulmuş dengenin iadesinde sık sık kullandılar. Tüm kültürlerde şifacılar bugün tam olarak anlamadığımız bir şekilde seslerden, ritimden, armoniden faydalandılar. Osmanlı İmparatorluğu’nda özellikle Edirne’de yapılan şifahanelerde özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde müzikten faydalanıldığını biliyoruz. Ayrıca tarihte klasik tarzdaki hemen hemen tüm filozoflar bu konuya çok önem verdiler. Müziği temel belirleyici olarak tutmuşlar, kültür ve eğitimle ilgili saymışlardır. O kadar ki, savaş ve doğumların törelerine, yöneticilerin eğitiminden ağır hastaların tedavisine kadar müziğin en yüksek örneklerini yerleştirmişlerdir.

FİLOZOFLARDAN DÜŞÜNCELER VE MÜZİK HAKKINDA NOTLAR

“Müzik aklın ve duyguların sentezidir.”

“Müziğin tanımlanamaz özelliklerinden biri, tüm karmaşık değerleri bir çeşit çözümde toplayabilmesidir.”

“Müzisyenin sezgisel ve zihinsel doğası güçlü ise bunu ortaya koyar ve icrasının ilk bölümlerinde karakterini ortaya serer.”  C.JINARAJADASA

“Koruyucuların eğitiminde müzik ve jimnastik gereklidir. Eğer müzik fazla olursa ruh fazlasıyla incelir. Jimnastik fazla olduğunda kabalaşır.” PLATON

“Müzik Tanrı’ya giden en kısa, en doğrudan yoldur; fakat kişi müziği ve bunu nasıl kullanacağını bilmelidir. Müzik, dinleyeni cezbeden sır ritimdir. Bir insana ahenk veren ve onu günlük hayatın depresyon ve üzüntülerinin üstüne yükselten müziğin ses rengidir. Eğer bir insanın sorun ve üzüntüleri için hangi ritmin hangi tonun gerekli olduğunu ve bu insan ruhunun hangi perdeye yükseltilmesi gerektiği bilinirse o zaman bu kişi müzikle iyileştirilebilir.”
İNAYET HAN

Müzik tonların bir verimidir. Çıkacağı dış şeylerin bilince olan etkisidir. Neşeli sesler ince ve yavaştır. Sevinç dolu sesler yüksektir. Hiddetli sesler korkunç ve kabadır. Saygı taşıyan sesler doğru ve mütevazıdır. Sevgi gösteren sesler yumuşak ve ahenklidir. Sesin bu altı hassası tabii değildir. Dış şeyler vasıtasıyla meydana gelen etkilerdir. Bundan dolayı eski krallar dimağa tesir eden şeylere önem vermiştir. Böylece törenler; insanların amaçlarını doğru yola götürmek için, müzik; seslere bir ahenk vermek, cezalar ise onları fenalıklardan korumak içindi. Sonunda hepsinin gayesi birdir. Böylece onlar da, halkın düşüncelerini aynı yaptılar ve hükümet idaresini iyi bir yola götürdüler.

Bütün sesler bilinçten çıkar. Duygular içten geldiği zaman ses halinde kendini gösterirler. Bu seslerin bir sıra haline konulmasına ton denir. Böylece dünyayı iyi bir yolda idare etmeyi gösteren sesi sükûneti anlatır. Tonu fena bir şekilde yönetmek de hoşnutsuzluğu gösterir. Bozulmaya yüz tutmuş bir memleketin sesi kederli ve düşüncelidir. Halkın, tonları ve seslerle bağlı olduğu bu düzen ile hükümet arasında bir uygunluk vardır.

Eğer King (hükümdar) bozulursa ses vahşi ve kırıktır, hükümdar kendini beğenmiş bir kimsedir. Sheng (tebaa-uyruk) bozulursa ses kesiktir ve hükümet memurları bozuktur. Chüeh (halk) bozulursa ses endişe vericidir. Ve halk memnun değildir. Cıhıh (işler) bozulursa ses, keder vericidir ve işler sarsıntıdadır. Yu (şeyler) bozulursa ses harap olucudur ve memleketin zenginliği yok olmuştur. Bu beş tonun hepsinin bozulması memleketin çökmesi demektir.

Sesi bilip de ahengi bilmeyenler kuşlar ve hayvanlardır. Tonu bilip de müzikten anlamayanlar insanlardır. Müziği yalnız büyük insanlar bilir. Bundan dolayı tonu bilmek için sesleri ayırt etmeliyiz. Müziği bilmek için tonu, devleti bilmek için de törenleri ayırt etmeliyiz.

Fazilet kendi kendini dinlemektir.

Müzik gök ve yerin ahengi için yapılmıştır.

Yönetici ve Müzik İlişkisi:

Hükümdarın iradesi zayıf ise notalar ölgündür ve halk keder içindedir.

O yüce, makul ve uysal ise tonlar değişik ve güzeldir, halk memnundur. O kaba, haşin, zalim ise notalar şiddetli ve dağınıktır, halk azimkâr ve kuvvetlidir. O saf, kuvvetli ve doğru olduğu zaman notalar ciddi ve samimidir, halk saygılıdır. O ulu ve iyi olursa tonlar, eksiksizdir ve ahenklidir, halk sevgi dolu ve iyimserdir. O fena, fesat dolu, müsrif olursa notalar sıkıcı ve kabadır, halk ahlâksızdır.

Yüksek bir insan der ki; merasim ve müzik asla bırakılmamalıdır. Bir kimse müziği elde ederse, kalbini düzeltir. Temiz, nazik, inançlı bir kalp kendiliğinden gelişir. Bunların kolayca gelişmesinden neşe meydana gelir. Neşe sükûneti yaratır, sükûnet devamlılığı doğurur. Bu devamlılık gökselliği yaratır. Göksel olma ruhani olmayı yaratır. Göksel olan, konuşmadan inanır. Ruhani olan korkmadan kuvvetlenir. Müziğe sahip olmakla, kalbini ıslah eder. Merasimleri yapmakla kendini yetiştirir, ciddi ve saygılı olur. Ciddi ve saygılı olduktan sonra onur sahibi ve ağır başlı olur. Eğer kalbin içinde ahenk ve müzik olmazsa, o zaman içe hile ve yalancılık girer. Dış görünüşler ciddi ve saygılı olmazsa tembellik başlar. KONFÜÇYUS

Sesin Tedavi Edici Yönü:

Müzikte mutluluk ve hüzün, sıklıkla iki yapısal özellikle ilişkilidir. Bunlardan birincisi tempo ritmi, ikincisi makamdır.

Tempo birim zamanda vuruş sayısını ifade eder. Makam ise belli bir diziye sahip sistemli ses oluşumudur. Daha belirli olarak, hızlı tempolar mutluluk duygusunu, yavaş tempolar hüzün duygusunu uyandırır. (Benzer şekilde majör makamlar mutluluk, minör makamlar ise hüzün duygusunu uyandırır)

Ergenlerde Müzikle Tedavi:

Uygun müziğin agresif tavırları azalttığı bilinmektedir. Ailelerin ergenlik çağındaki çocukların müzikal tercihlerini bilmeleri, onları tanımaları ve onlarla empati kurabilmeleri açısından çok önemlidir. 121 lise öğrencisi üzerinde yapılan bir araştırmada heavy metal müziğin tercihi ile intihar girişimi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Heavy metal dinleyen erkeklerin yaşamak için çok güçlü sebepler ortaya koyamadığını, kızların ise intiharı daha çok düşündükleri tespit edilmiştir. Heavy metal ve rap müziği tercih edenlerde daha çok okul davranış bozukluğu, seksüel aktivite ve madde bağımlılığı ve alkol kullanımı ve eğilimi gözlenmiştir. Araştırmada kızların %74’ü pop müzik tercih ederken, erkeklerin %70,7’si rock ve metal müziği tercih etmektedir. Rock ve metal dinlemeyle intihar düşünceleri ağır şekilde kendine zarar verme düşünceleri, depresyon, suç işleme, madde kullanımı ve aile sorunları arasında kuvvetli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

EĞİTİM ORTAMLARINDA MÜZİKLE TEDAVİ

Müziğin insan beynine ve bedenine olumlu etkileri bilinmektedir. Bu konuda yapılmış çalışmaların birinde, Tayvan’da uyku problemi olan 43 kız ve 43 erkek ilkokul öğrencisi incelenmiştir. Müziğin uyku süresini ve uyku etkinliğini düzelttiği gözlenmiştir. Bunun gibi birçok fizyolojik fayda; çocuğun rehabilite edilmesini, okul ortamında kendisini daha iyi hissetmesini, okul motivasyonunun artmasını ve okul içi paylaşımının daha iyi olmasını sağlamaktadır.

Özetle müzikle tedavinin eğitim ortamlarında vurguladığı dört kategori vardır:

1-    Müzik aktiviteleri eğitime destek olur. Müzik, sınıfta akademik becerileri vurgulamak için kullanılabilir.

2-    Müzik öğrenileni pekiştirmek için kullanılabilir. Verilen ödevlerin tamamlanması ve uygun davranışlar, müzik dinletme veya müzikal etkinliklere katılma gibi yöntemlerle ödüllendirilebilir.

3-    Müzik faaliyetleri sosyal ve duygusal alanlarda destek sağlayabilir. Yapılandırılmış müzikal faaliyetler, uygun sosyal davranışların uygulaması ve duyguların ifade edilmesi konusunda fırsat sunar.

4-    Müzikle tedavi müzik eğitimine de destek olur. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, müzik eğitiminde güçlük yaşayabilirler. Müzikle tedavi uzmanı, ergenlerin müzikal ortamlara kolaylıkla katılabilmeleri için uyum sağlayıcı yöntemler uygular.

MÜZİKLE TEDAVİNİN UYGULAMA AŞAMALARI

Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için tedavide üç seviye belirlenir:

1-    Destekleyici ve etkinliğe yönelik müzikle tedavi

2-    Eğitici, tedavi sürecine ve iç görüye yönelik müzikle tedavi

3-    Düzenleyici, rahatsız edici duyguları dışa vurmaya yönelik müzikle tedavi (Analitik ve katarzis yönelimli müzikle tedavi)

DEPRESYONDA MÜZİKLE TEDAVİ

Acı veren durumlarda stresi azaltmaya yönelik olarak, sağ beyin ön bölgesinin aktivasyonunda artış olduğu gözlenmiştir. Öte yandan haz veren olaylar karşısında sol beyin ön bölgesinin aktivasyonu artmaktadır. Yapılan başka bir araştırmada ise, hareketli ritimlerin ve major makamların sol beyin ön bölgesi aktivasyonunu artırdığı, dolayısıyla hazza yönelme, mutlu olma duygusunu uyandırdığı tespit edilmiştir. Bu durumda uygun melodik dizilerin ve hızlı ritimlerin kullanılması, depresyondaki kişinin haz alma, elemden kaçma duygularını artırması bakımından tavsiye edilmektedir.

Kişide meydana gelen ajitasyon ve sinirlilik duyguları için de müzik etkili olmaktadır. Normal çalışan bir beyin, aşırı tepkileri ve davranışları kontrol edebilir. Ancak, özellikle depresyonda görülen beyin ön bölgesindeki aktivasyon bozuklukları davranış kontrolünün bozulmasına sebep olmaktadır. Teskin edici müziklerin davranışları kontrol etmeye yardımcı olduğu, araştırmalarla tespit edilmiştir.

Bunların ışığında depresyon hastalarına tavsiyeler şunlardır:

1. Dinlenen müziğin aksiyonlu, canlı ritimlerden oluşması gerekmektedir. Yavaş ve monoton ritimlerden kaçınılmalıdır. Türk müziğinde sofyan, düyek, aksak; Batı müziğinde allegro (neşeli, hareketli) tarzında parçalar bunun için uygundur.

2. Dinlenen müziklerin enstrümantal olması tercih edilmekle birlikte içeriğinde mutluluk, sevgi, bahar, coşku, güzellik gibi olumlu duyguların yer aldığı sözlü eserler de kullanılabilir.

3. Seçilen eserlerin çok inişli çıkışlı, grift ve karmaşık nağmelerden ziyade basit, anlaşılabilir, tekrarlanabilir, hafızada kolaylıkla yer edebilir nitelikte olması daha uygundur.

Rast ve mahur gibi, batı müziğindeki major tonlara uyan makamlar mutluluk duygularını artırdığından tercih edilebilir makamlardır.

Sadece Türk Müziği’nin tedavide etkili olduğu gibi bir düşüncenin, daha çok insana ulaşabilme ve yardım edebilme şansımızı azaltacağı aşikârdır. Ne kadar çok müzikal seçeneğe sahipsek o kadar çok başarı şansına sahibiz demektir. Şunu unutmamalıyız ki, bugün Türk Müziği için arzu ettiğimiz çalışmaların birçoğu batı müziği için yapılmış durumdadır. Hem metot hem de örnek belirleme açısından bu çalışmalar bizlere ışık tutmaktadır. Batı müziğinden bazı örneklerin de mutluluk duygusunu artırdığı bir araştırmayla kanıtlanmıştır.

4. Sinirlilik ve ajitasyon için teskin edici makamların seçilmesi uygun olur. Tarihi kaynaklarda hüseyni makamının sükunet ve rahatlık duygusunu artırdığı belirtilmektedir. Bu özellikleriyle sinirlilik durumlarında kullanılabilir. Batı müziğinde de bu tür sakinleştirici eserler vardır.

5. Beynin özellikle sol ön bölgesinin aktivasyonunu artıran müzik aletleri tercih edilmelidir. Yüksek frekanslı ve mızraplı çeng, arp, kanun, santur, tambur, ud gibi sazlar bu amaca uygun görülmektedir.

6. Ritim aletleriyle hızlı tempoda ritimlerin kullanılması olumlu bir aktivasyon artışı elde etmek için kullanılabilir. Türk müziğinde ritim teriminin karşılığı olarak usul kelimesi kullanılmaktadır. Türk müziğindeki usullerin kendilerine has düz vuruş şekilleri vardır. Mevleviler bu usulleri “velvele” denilen daha aksiyonlu ve vuruş sayısı daha fazla olan formda icra etmişlerdir. Düz vuruş şekliyle “velveleli” vuruş şekli arasında beyin elektrosuna etki bakımından bir fark olup olmadığını tespit etmek üzere planlanan bir çalışma devam etmektedir. İlk bulgular, usullerin “velveleli” icrasının beyinde daha olumlu bir elektriksel cevaba yol açtığı şeklindedir. Mevlevi Ayinleri’nden uygun makamlarda seçilen örneklerin bu amaçla dinletilmesi faydalı olabilecek bir etkinliktir.

7. Beyindeki işlevsellikte bir yavaşlama tespit edilmiş olan hastalarda kullanılacak müziklerin yüksek frekanslı olmasının, beyin frekansının ve çalışma hızının normale getirilmesi açısından faydalı olacağı ihtimali yüksektir. Onun için, tiz perdelerden icra edilmiş müzikler daha uygun olabilir.

8. Dinletilen müziğin hastanın katılımını sağlayacak şekilde olması gerekir. Bunun için müzikle tedavi grubu içinde etkinlik gösterilmesi daha iyi olur. Çünkü grup etkinliklerinde ve canlı icralarda, grup içindeki bireylerin heyecanları, coşkuları birbirine geçmektedir. Bu da tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Grup seanslarında dans, oyun havası, halay vs. hareketli etkinlikler de tercih edilmelidir. Bunun için bahsedilen makamlardan ve ritimlerden seçilmiş türküler, şarkılar, oyun havaları, sirtolar kullanılabilir.

Hangi tür müziğin kişiye iyi gelebileceği konusunda klinik ve hissi deneyimler hala etkili olmaktadır. Subjektifliği devam eden bu bilgilerin daha objektif bir şekilde ortaya konması gerekmektedir. Bunun için daha gelişmiş araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Büyük hekim ve filozof Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır:

Rast Makamı: İnsana sefa (neşe, huzur) verir.

Rehavi Makamı: İnsana beka (sonsuzluk fikri) verir.

Küçek Makamı: İnsana hüzün ve elem verir.

Büzürk Makamı: İnsana havf (korku) verir.

İsfahan Makamı: İnsana hareket kabiliyeti ve güven hissi verir.

Neva Makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.

Uşşak Makamı: İnsana gülme “dilhek” verir.

Zirgüle Makamı: İnsana uyku “nevm” verir.

Saba Makamı: İnsana şecaat (cesaret, kuvvet) verir.

Puselik Makamı: İnsana kuvvet verir.

Hüseyni Makamı: İnsana sulh (sükunet, rahatlık) verir.

Hicaz Makamı: İnsana tevazu (alçakgönüllülük) verir.

Büyük İslam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina (980-1037), musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: “… tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini artırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir…”

İbn-i Sina, Farabi’nin eserlerinden çok yararlandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek tıp mesleğinde tatbike koyduğunu söylemektedir. Arapça yazdığı Kitap’ün Necat ve Kitap’ün Şife’deki 12 fasıl tamamen musikiye ayrılmış olduğundan, bu kısım Baron Rodolph Dearlangar tarafından Fransızca olarak “La musique Arap” adıyla yayınlanmıştır.

Eski Türk hekimlerinden Şuuri’nin “Tadil-i Emzice” adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri, Tadil-i Emzice’de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Ona göre;

Rast ve Rehavi Makamları: Seher zamanlarında etkilidir.

Hüseyni Makamı: Sabah saatlerinde etkilidir.

Irak Makamı: Kuşluk vaktinde etkilidir.

Nihavend Makamı: Öğle saatlerinde etkilidir.

Hicaz Makamı: İki ezan arası etkilidir.

Buselik Makamı: İkindi zamanı etilidir.

Uşşak Makamı: Gün batarken etkilidir.

Zengüle Makamı: Grubtan sonra etkilidir.

Muhalif Makamları: Yatsıdan sonra etkilidir.

Rast Makamı: Gece yarısı etkilidir.

Zirefkend Makamı: Gece yarısından sonra etkilidir.

Şuuri’ye göre, musikinin meclis adamlarına olan etkileri de birbirinden farklıdır.

Ulema (Âlimler) Meclisine: Rast ve Tevabii Makamları

Ümera (Emirler) Meclisine: Isfahan ve Tevabii Makamları

Dervişler Meclisine: Hicaz ve Tevabii Makamları

Sufiler Meclisine: Revahi ve Tevabii Makamları etkilidir.

Hint felsefesi insanlığın dönemlerini dört farklı döngüye ayırır; Krita Yuga (Altın Çağı), Treta Yuga (Gümüş çağı), Dvapar Yuga (Bakır Çağı), Kali Yuga (Demir Çağı). Bizim şimdi Demir Çağı’nda bulunduğumuzu söylemektedirler. Altın Çağda ruhun müziği, ruhu cezbeden ve onu kozmik bilince yükselten bir müzik, meleklerin müziği, şifa veren ve yatıştıran müzik vardı. Gümüş Çağının müziği yüreğin müziğiydi. Yüreğin derinliklerini cezbeden, duygusallık ve doğa sevgisi yaratan, insana ilham veren ve yüreğin gelişmesine yardım eden bir müzikti bu. Bakır çağının müziği zihni cezbediyordu. Böylece insan müzik biliminin karmaşıklığını, gamlar arasındaki farkı, ritmin niteliğini anlayabiliyordu. Son olarak Demir Çağına özgü müziğin fiziksel beden üzerine bir etkisi vardır; askerin muntazam adımla yürümesine yardım eder ve insanları dans etmeye sevk eder.

Modern müzikte iki ana eğilim görebiliriz. Bunlardan biri zamanımızın müziğini daha doğal hale getirme ve bu şekilde onu düzeltme eğilimidir. Bu gittikçe daha da geliştirilebilir, çünkü solo müziğe karşı gittikçe artan bir beğeni mevcuttur. Müzisyenler yine tek bir aletin çaldığı ve tek bir sesin söylediği eski düşünceye geri döneceklerdir. Günümüzde insanlar bir sesten fazla olan müzikten hoşlanıyorlar, çünkü duygu durumları bu tür müziği ihtiyaç kılmaktadır. Diğer eğilimde küreselleşen dünyada her şeyin etnik yapısından ayrılıyor ve müzisyenlerin senteziyle dünya müzikleri ortaya çıkarılmaya çalışılıyor olmasıdır. Her ne türlü bir sentez olursa olsun doğal ve düzenli olana gidiş kaçınılmazdır. Müziğin evrensel şekli bu özellikleri taşır. Bu nedenle de insan da doğal ve düzenli olanı ortaya çıkarır. Müzik aleti; müziğin bedeni ve çıkardığı ses de ruhudur. Her ikisinin de doğal malzemelerden oluşması gerekir. Ne kadar bu özelliğe sahipse nüfuz etme özeliği de o kadar fazladır. Bu nedenle seslerdeki armoni büyük önem taşır. Sözler asla sıradan ve düzeysiz olmamalıdır. Çünkü söz notaların gücüyle birleştiğinde sandığımızın etkisinde derin etkilere neden olur.

Bugün yeniden bilim, sanatla buluşabilmelidir. Bilimsel tıbbi yaklaşıma müziğin gücü ve derinliği tekrar yerleşmelidir. Tarihte bunu ustalıkla yapabilen insanlık yeni girişimler ve araştırmalar ile bu yönde olumlu gelişmeler göstermektedir. Üstelik şu anda elimizde daha gelişmiş teknolojik imkânların olması bu konuda yapılabilecek çalışmaları sağlamakta ve deneysel verileri toplamayı kolaylaştırmaktadır. Elbette ki uygulama kadar uygunluğun tespiti ve teknik de önemlidir. Bu konuda da hastalıkların gerçek sebeplerine inen ruhu ve bedeni bir bütün olarak inceleyen teknoloji bağımlısı olmayan bütüncül bir yaklaşıma da ihtiyaç vardır.

Dr.HarikaTERCAN

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 55

Kaynakça:

1-    Dr. Adnan ÇOBAN, Müzikoterapi, Timaş Yayınları

2-    Yard. Doç. Dr. Pınar SOMAKÇI, Türklerde Müzikle Tedavi, Haliç Üniversitesi Konservatuarı Tezi

3-    Kültür ve Turizm Bakanlığı Sitesi, Psikiyatri Tarihi Müzesi Notları

4-    Dr. Haşmet ALTINÖLÇEK, Uluslararası Hakemli Bilimsel Müzik Dergisi, Tedavide Müzik ve Antik Dönemde Uygulaması

5-    Hazret İnayet HAN, Sufizm ve Sanat, Okyanus Yayıncılık

6-    Konfüçyüs, Büyük Bilgi ve Müzik Hakkında Notlar

7-    Delia Steinberg GUZMAN, Müzikle Tedavi Ders Notları

8-    Dr. Rahmi ORUÇ, Tümata, Eski Türklerde Müzikle Tedavi

9-    C.JİNARAJADASA, Güzel Sanatlar, Kessinger Publishing

By | 2017-04-27T23:52:40+00:00 Mart 16th, 2017|Categories: Bilim, Sanat|0 Comments