Sekhmet, “Güçlü Olan”

Sekhmet, “Güçlü Olan”

Antik Mısır uygarlığındaki en eski kavramlardan biri olan Sekhmet, köken olarak “güç” anlamına gelen “Sekhem” kelimesinden türer. Sekhmet,  “güçlü olan” demektir. Çeşitli gösterimlerinde, aslan başlıdır, savaşçı doğasını simgeleyen kırmızı renkte bir kıyafet giyer ve başında güneş diskini taşır. Sıfatları arasında Kötülüğün Onun Önünde Titrediği ve Korkunun Efendisi sayılabilir. Sekhmet’in bir başka ismi de alev anlamına gelen Nesert’tir. Sıcak çöl rüzgarlarının Sekhmet’in nefesi olduğu söylenir. Ölüler Kitabı’nda hem Yaratıcı hem de Yok Edici güç olarak geçer, fakat hepsinin üstünde evrendeki mükemmel düzen olan Maat’ın koruyucusudur, Maatı Seven ve Kötülükten Nefret Eden olarak geçer.

Savaşta firavunun gücünün sembolüdür. Sekhmet’in gücü firavunu korur. Kadeş Savaşı’nı anlatan kabartmalarda II. Ramses’in savaş arabasında Sekhmet düşman askerlerini yakarken gösterilmiştir. Savaşlardan sonra yıkımın sona ermesi için Sekhmet’e adaklarda bulunulurdu. Aynı zamanda felaketlerle ilişkilendirilmiştir, felaketler Sekhmet’in habercileri olarak isimlendirilir.

Bu noktada Blavatsky, Gizli Öğreti adlı eserinde şunları aktarmaktadır: “Hayatın Güneş tarafından yaratımı, onun ışığı gibi süreklidir, hiç bir şey onu kısıtlamaz. Etrafında, sayılamayacak çoklukta koruyucu melekler ordusu bulunur. Bunlar, Ölümsüzlerin yanında bulunurlar ve insanlığı gözetirler. Fırtınalar, yangınlar ve depremler yoluyla Tanrının iradesini yerine getirirler (Karma); Tanrıya yapılan saygısızlığı kıtlık ve savaşla cezalandırırlar.”

Peçesiz İsis adlı eserinde ise Blavatsky, etki-tepki yasası olan Karmadan evreni kontrol eden güç olarak bahseder. Burada Karmanın güçle ilişkilendirilmesinden ve Tanrıya yapılan saygısızlık sonucu insanlığın başına gönderilen felaketlerden, Sekhmet ile Karma arasındaki bağı görebiliyoruz.  Efsaneye göre  insanlar evrensel yasa olan Maat’ı korumamaya ve ona göre davranmamaya başlamıştı. Ra, onları cezalandırmak için Sekhmet’i gönderdi. Sekhmet yasanın ve sınırların koruyucusudur. Ne zaman yasa çiğnense veya sınır aşılsa karşımızda Sekhmet’i buluruz. Firavun II. Amenemhet, antik dönemlerde Libya sınırında bir kent olan Imau’da sınırı koruması için Sekhmet’e adanmış bir tapınak yaptırmıştır. Mısır’da sınır kavramı çok nettir; Nil’in kıyısındaki tarım arazisi biter, çöl başlar, sınırın bir tarafında yaşam varken, diğer tarafta ölüm vardır.

Sekhmet’in koruduğu sınır sadece fiziksel olan değildir. Bireysel ve kolektif olarak evrensel yasaya uygun davranmadığımız zaman da Sekhmet bizi cezalandırır. Bu, her an yaptığımız her işe dikkat koymayı gerektirir, Sekhmet’in başındaki Uraeus yılanı da bunu simgeler. Antik Mısır’da rahipler her gün, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa Sekhmet heykelleri önünde o gün içinde düşündükleri, hissettikleri ve yaptıklarıyla ilişkili hesap verirler çünkü Sekhmet sadece yasaya uymayan davranışları değil, düşünceleri ve duyguları da cezalandırır. Firavun III. Amenhotep’in mezarından, yıl boyunca hesap verdiği yedi yüzün üzerinde Sekhmet heykeli çıkarılmıştır. Sekhmet heykelleri onu hep hareketsiz ve sabit biçimde gösterir, bu onun kalıcılığının ve her zaman var olacağının temsilidir. Sekhmet her zaman var olmuştur, var olmaya devam edecektir ve ondan kaçış yoktur. Blavatsky Karmadan kaçılamayacağını şöyle anlatıyor: Astrolojik prensiplere dayanarak üretilmiş sihirli kalkanlar, tılsımlar, muskalar ve kara büyüler bile Kaderin (veya Karmanın) bir ajanını engelleyemez.

Dahası, Karma ile ilgili Blavatsky şöyle söylüyor: “Karma hiç bir şey yaratmaz veya tasarlamaz. Planlayan ve sebepleri yaratan insandır. Karmik yasa etkileri düzeltir, bu düzeltme bir eylem değildir, evrensel uyumun orijinal konumuna geri getirilmesidir… Karmanın emirlerinin karanlıkta olması, insanı şaşırtmak için değildir. Karma, gizemlerini dikkatle incelemeye cüret edenleri de cezalandırmaz. Tam tersine, karışık yollarını çalışma ve meditasyon yoluyla ortaya çıkaran ve bu kadar çok insanın cehaletlerinden dolayı öldüğü hayat labirentinin karanlık yollarına ışık tutan, insanlığın iyiliği için çalışıyor demektir. “

Sekhmet’in aslan başlı olması ve başında güneş diski taşıması onun Aslan burcu ve takımyıldızıyla olan ilişkisini gösterir. Astrolojide her burcun yöneticisi vardır ve Aslan burcunun yöneticisi Güneş’tir. Güneş ise merkezi, iradeyi, bilinci ve gücü simgeler, tıpkı Sekhmet gibi. Güneş, yıldız sistemimizin merkezindedir, bütün sistemin iradesidir ve bizim bilincimizin kaynağıdır. Aynı zamanda ateş elementiyle ilişkilidir. Göksel süreçlerin etkilerini hayatımızda bilincimiz doğrultusunda yaşarız. Bilincimiz yüksekse yüksek anlamlarını, düşükse düşük anlamlarını deneyimleriz. Güneş’in, Aslan burcunun ve Sekhmet’in yüksek anlamları irade, güç ve korumadır; düşük anlamları ise şiddet, öfke ve yok etmedir. Yüksek anlamlarını yaşayabilmek için bilinci yüksek tutmak, yasanın sınırını çiğnememek gerekir. Yoksa karşımızda Sekhmet’in öfkesini bulabiliriz.

Aslan takımyıldızının en parlak yıldızı olan Regulus, Aslan’ın Kalbi Latince Cor Leonis olarak geçer. Kahramanların yıldızı ve gökyüzündeki muhafız olarak bilinir. Zafer, yüksek idealler ve manevi güç verir. Regulus büyük döngüleri yönetir ve belirli bir döngüde neyin korunması gerektiğini, nasıl kahraman olunabileceğini gösterir. Yaklaşık M.Ö. 157’de başlayan bir önceki döngüde Regulus Aslan burcundaydı ve bu dönem Aslan burcunun temsil ettiği iradeye sahip Roma İmparatorluğu’nun yükselişini gösteriyordu. Roma İmparatorluğu’ndaki en yaygın inançlardan biri ise Sol Invictus (Yenilmez Güneş) inancıydı. 2168 yıl bu burçta kaldıktan sonra Regulus 2011 yılında Başak burcuna geçti, gökyüzünde bir “muhafız değişimi” gerçekleşti. Başak’taki Regulus ‘yeni bir çağın’ başladığını, korumamız gereken şeyin doğal kaynaklar olduğunu ve hizmet ederek kahraman olabileceğimizi gösteriyor.

Bir kahramanın olmazsa olmaz erdemi cesaretin İngilizce’deki karşılığı olan courage kelimesinin kökeninin Latince “kalp” anlamına gelen Cor kelimesine dayanması ilginçtir. Bir savaşçının ne kadar cesur olduğu, kalbinin ne kadar büyük olduğuyla ilgilidir. Sadece kendimizi değil, başkalarını da koruyabildiğimiz ve kalbimize alabildiğimiz zaman cesur oluruz. Bugün zafer kazanan anlamında kullanılan şampiyon kelimesi kökeninde, yüksek idealler uğruna savaşan kişi demektir. Yüksek bir ideal uğruna savaşmıyorsak, kalplerimiz katıysa zafer ve cesaret yerini şiddet ve öfkeye bırakır.

Kahraman savaşçı arketipinin ve Sekhmet’in yüksek anlamlarını yaşayabilmek için Güneş’e bakmamız yeterlidir. Güneş var olduğundan beri, milyarlarca yıldır, her gece karanlığa karşı savaş veriyor ve zafer kazanıyor, Romalıların da söylediği gibi şimdiye kadar hiç yenilmedi. Mutlak bir iradeyi, yenilmezliği, hayal edebileceğimiz en büyük gücü simgeliyor. Sekhmet yani güçlü olan, hem bireysel hem kolektif olarak, ne pahasına olursa olsun sınırları ve yasayı koruyor. Gerçek savaşçı bunlardan ilham alıp hayatı boyunca hatta öldükten sonra bile yasayı korumaya devam etmelidir. Çünkü evrende görebildiğimiz ve göremediğimiz her planda “koruyucular” vardır ve evreni kontrol eden “güç” onlarındır.

Duygu Alkan
Eskişehir

2018-05-27T17:44:46+00:00

Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..