Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Simyacı

Simyacı

Felsefi roman deyince aklınıza ne gelir? Ağır, ağdalı, beyin damarlarını çatlatırcasına dolambaçlı fikirlerin çarpıştığı, silah olarak kelimelerin kullanıldığı bir arena mı? “Yani, sonuç olarak ne?” dedirten cinsten, içinden çıkılmaz “ben söyledim felsefe oldu” türündeki kitaplardan nefret ediyorsanız işte size gerçek bir hümanist felsefi roman: Simyacı. Gerçek bir filozofun, Jorge Angel Livraga Rizzi’nin mütevazı kaleminden çıkmış: edebiyat yapmak, felsefe yapmak kaygısından öte, bir şeyler öğretmeyi ve uyandırmayı amaçlayan bir yapıt. İnsanın, insanca yanına ve içinde var olan gizemli potansiyele öyle bir dokunuyor ki, felsefi romanın gereği olan diyalogları okurken içinizin derinliklerinde unutulan anılar canlanmaya başlıyor, “Ben bunları hatırlıyorum” diyorsunuz. Belki de değişmiş bir ortaçağ’ı hala yaşıyorsunuz. Simyacı, bugüne kadar hep felsefi roman olarak adlandırıldı. Kanımca buna bir de “tarihi” sıfatını koymak gerekiyor. J.A.L. tarihi gerçeklerin dekorunda işlediği temayı öyle bir canlandırıyor, öylesine rahat ve doğal bir şekilde anlatıyor ki, tarihin bu karanlık dönemine şahit olduğunu düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Gerçek olanı, sadece materyal alanda aramaktan vazgeçenlerin, “gözümle görmediğime inanmam” saplantısından kurtulup içindeki gizli gözü geliştirenlerin ve böylece sırlara erenlerin öyküsü bu. Metafiziği yaşıyorlar hem de fizik dünyada… Telefona ihtiyaçları yok, uzaktaki dostlarına yüreklerini açıyorlar… Haritalara ihtiyaçları yok, doğa ruhlarına başvuruyorlar… Bu yüzden de yakılıyorlar, işkence görüyorlar… İster macera kitabı, ister felsefe, ister tarih veya roman olarak okuyun, Simyacı sizi de derinden sarsacak. Tekrar tekrar okuyabilirsiniz; anlayamadığınız için değil, bilge dostlarınızla yeniden kucaklaşmak için…

Mustafa ERGİN

Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 1

2017-08-05T14:32:26+00:00