Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Somuncu Baba: Aşkın Sırrı

Somuncu Baba: Aşkın Sırrı

Filmler ve diziler kurgudur ve gerçek değillerdir. Bunları yapan kişiler ise bizlerin filmden etkilenebilmesi ve gerçek hissi alabilmemiz için normalde duygularımıza sert etkilerde bulunan öğeler koyarlar. O yüzden normal aşk, entrika vb. buradaki gibi fragmanlarla bizi çağırırlar veya her bölümde dizi veya filmleri hastane, yaralanma, büyük felaket sahneleriyle doludurlar. Gerçek olmayan bir şey izlediğimizi unutturup bizlere o sanal gerçekliği kabul ettirmeye çalışırlar. Bu durumda bir şeyler izleriz, çeşitli gergin duygu durumları, acı, şaşırma, şok olmak vb. çeşitli duygu durumlarından geçeriz ama o dizi veya film bittiğinde bir mesaj kaygısı yoksa bizde de kalan hiçbir yoktur.

Ne mutlu ki sadece vakit geçirtmek veya para kazanma kaygısı gütmeyen yapımlar da var. Onları tanıtmak da belki yazarların ödevi. Yönetmen Kürşat Kızbaz’ın daha önce Eskişehir Türk Kültür Dünyası başkentiyken çekilen ”Yunus Emre” filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Filmi izlediğimde kendisinin Yunus Emre’ye felsefi yaklaşımını, bunu kalpten anlatış biçimini takdir etmiştim.

Şimdi belki de gecikmiş bir biçimde ”Somuncu Baba: Aşkın Sırrı” filmini izledim. Somuncu Baba,  Hacı Bayram-ı Veli’nin hocası. Hacı Bayram-ı Veli Akşemseddin’in hocası. Akşemseddin ise birçoğumuzun bildiği gibi Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır. Bir çocuğu eğitmek için nasıl anneannesinden başlamak gerekiyorsa eğitime, bir devrin kapılarını aralayan bir padişahı ruhsal olarak eğitmek için de kaç kuşaktan bu yana çalışan hocalar var demek ki.

Somuncu baba filminde beğendiğim bir unsur hikâyeyi izletmek için yukarıda bahsettiğim taktiklere başvurulmaması. En önemlisi ise güzel ahlakın teşvik edilmesi ve vurgulanması. Filmde şöyle güzel bir sahne var. Somuncu Baba’ya kızını veren hoca der ki  sağır ve dilsizdir ancak Somuncu Baba görür ki kız duyuyor ve konuşuyor. Hemen hocasına geri döner “Bu kız duyar ve konuşur sen başka türlü söylemiştin.” der. Hoca ise “Sağırdır çünkü bugüne kadar kötü bir söz duymamıştır, dilsizdir çünkü kötü bir söz söylememiştir.” der. Ne mutlu böyle olabilene. Çok isterdim ben de böyle olabilmek. Bu anlamda dilsiz ve sağır.

Filmde yersel ve göksel aşkın nasıl birleşebileceği de çok güzel işlenmiş. Somuncu Baba yersel aşkı bulur ancak onun göksel aşkı aramaya devam etmek için yolculuğa çıkması gerekir. Allah aşkıyla yanan bir derviştir ancak sevdiğini geride bırakmak da ne zordur. Ama derviş ruhlu olan için sadece yersel olana aşk kalbini doyurmaya yetmez. Diğerini de aramak onun hayat ödevidir. Ne mutlu ki seçtiği eş buna izin veren soylu bir ruha sahiptir. Bu dervişin hissettiğini her zaman hissettim bir erkeğe duyduğum aşk ne kadar güçlü de olsa, kalbimde yaradan için olan çok büyük bir yer var ve onu ancak ona doğru yürüyerek doldurabilirim. O yüzden ancak bu filmdeki soylu ruhlu hanımın erkek halinin bu yürüyüşüme izin vereceğini biliyorum. Herkese böyle eşler diliyorum.

Son olarak ise filmin müziği “Aşk için gelmişiz” çok çok güzel. Filmi izlemeden önce çok özel bir ortamda bu şarkıyı dinledim. Mustafa Ceceli’nin çok kalpten bir şekilde yorumladığı filmin müziğini de tavsiye ederim.

Mesajının güzelliği nedeniyle izlenen, iyiliği, güzelliği teşvik eden, samimi nice filmler izlemek dileğiyle.

Bu filmin fragmanını Film Köşemiz‘den izleyebilirsiniz.

2017-10-10T23:45:17+00:00