Aktiffelsefe Eskişehir

Burada İçerikler paylaşılacaktır.
Pek Yakında..

Yavaşla

Yavaşla

ezgi-uzgelBundan birkaç yıl önce benim gibi bir insanın böyle bir yazı yazacağını söyleseydiniz ben size inanmazdım.

Çünkü insan yavaşlamak değil de hep hızlanmak istiyor. Daha fazla enerjiye sahip olup, daha fazla şey gerçekleştirmek ve daha fazla şeyi aslında gerçekleştirip tüketmek istiyor. 3-4 yıl önce Hindistan’da bir üniversitede prana yani insandaki enerji ile ilgili bir dersteyim, hoca enerjiyi isterseniz sürekli daha fazla artırabilirsiniz dedi. Evet, üretebilirdik de, o da tükenecek sonuçta. Tüketmek üzere daha fazla enerji üretmenin anlamı neydi?

Bu enerji konusu benim için çok önemliydi çünkü insanlık için, kendim için yapmak istediğim onca şey vardı. Yıllarca 4-5 saat uyudum ve çok çalıştım ve sağlığıma da özen göstermedim ancak yine de manen istediğim seviyeye ulaşamamış ve madde düzendeki projeleri de tam istediğim gibi gerçekleştirememiştim.  Bir gün bir doğu metninde insanlığın çok büyük hocalarının bile enerjisinin sınırlı olduğunu okuduğumda kendiminkinin de bir sınırının olabileceğini ve tükeninceye kadar çalışmam gerekmediğini anladım. Zaman içerisinde de çok şey gerçekleştirme değil de yavaşlama fikri güç kazandı içimde. Dağa tırmanan batılılarının kendilerine rehberlik eden, kendilerinden çok daha yüksek kondisyondaki şerpaların neden yavaş tırmandığını anlayamadığı gibi bir durum bu. Şerpalar ruhlarımızın yetişmesini bekliyoruz diyorlar.  Ben de şimdi yaptığım işlere ruhumun yetişmesini istiyorum.

İstanbul’dan Eskişehir’e ilk taşındığımda önce yavaş yürümeyi öğrenmem gerekti. Her yere 10 dakikada yürüyerek ulaşılıyordu ve trafik yoktu. Sonra hala tam başaramasam da daha keyifli ve yavaş yemek yemenin zevkini fark ettim. O kadar çok yapılacaklar listesine gömülmektense arkadaşlarla kahve içmeyi bir öncelik haline getirdim. Sevgiliyle geçirdiğim vaktin hayallerimden çalınmış bir vakit olmadığını, duygunun önemini fark ettim. Daha uzun sohbet etmeyi öğrendim.

Batı zihninin hedef odaklı yaklaşımı hepimizi biraz tüketiyor, şimdi sürecin tadını çıkarma ve ondan zevk alma zamanı. Süreci daha çok sevelim.

Peki, siz neleri biraz daha yavaş yapmak isterdiniz?

Mesela sevgilinin gözlerinin içine acele etmeyi ve yetişme telaşını bırakarak, uzun ve derin bir şekilde bakmak güzel olmaz mıydı?

Yediğin yemeğin kokusunu duymak, tadını gerecekten almak, yavaş yavaş çiğnemek. Ayak üstü yemek yemek değil de, yemeği bir tören gibi yaşamak…

Arkadaşınla kahve içmek için buluştuğunda sadece yarım saatim var diyerek iş mülakatı muamelesi yapmak yerine sohbet doygunluğa ulaştığında kalkmak.

İstediğin bir egzersiz, bir meditasyon için günlük olarak zaman açmak.

İstediğin kitapları okumak.

Tek başına tatile çıkmak. Hiçbir şey yapmama tatiline, sadece kendini dinleme, doğada yürüyüş yapma, nefes alma, kendi içine dönem tatiline…

O zaman gelin kendimiz için yeni yıl dilekleri arasına yavaşlamayı koyalım hep beraber. Daha az bazen daha fazla olabilir.

Ben koydum bile…

By | 2017-04-20T20:52:29+00:00 Aralık 21st, 2016|Categories: Ezgi Uzgel|0 Comments